H. Agah Altay

H. Agah Altay
26.05.2021 - 09:29

“KARA taşa su koyarsan, elli yıl ıslatır isen;
Hemen taş gene bayağı hünerli taş olur değil.”
der Yunus Emre... Yeni logomuz şehri gerçekten uçuracaksa caddeleri ve sokakları altın yaldızla boyayalım, olsun bitsin!

Belediye Başkanımız Sayın Faruk Özlü’nün kapasitesinin üzerinde bir yönetici olduğundan şüphemiz yok. Ancak bir takımın teknik direktörü ne kadar iyi olursa olsun o takım istenilen başarıyı elde edemiyor ve tepki çekiyorsa problem futbolculardan kaynaklanıyor demektir.

İdarecilikteki sistemi en iyi özetleyen örnek bence budur.

Sürekli belediyeyi eleştiriyor algısı uyanmasın ama bu şehrin bir vatandaşı olarak yapılan doğruları ve yanlışları söylemek durumundayız.

Düzce için yapılan tüm çalışmaları bu şehirde yaşayan 72 millet yakından takip ediyor. İster istemez her kesimden eleştiri ya da fikir önerileri geliyor.

Bu da Düzce gibi küçük ölçekli kozmopolit bir şehrin malesef dezavantajıdır.

Doğal olarak her kafadan bir ses çıkıyor.

Kamuoyundaki genel algı şu; “Faruk Özlü şehri yeniden mi yapılandırıyor? Yoksa fabrika ayarlarına mı döndürüyor?”

Tüm cadde ve sokaklarda en çok tartışılan, en çok konuşulan gündem maddesi şuanda bu!

*Mayıs ayında açılacak denilen Millet Bahçesi Projesi yetişmedi!

*Kapanma sürecinde başlanılıp bayrama kadar bitirilecek denilen İstanbul Caddesi projesi yetişmedi!

*Göreve ilk gelindiğinde el atılıp farklı bir düzenleme yapılan Kervan Kavşağı Projesi nedense uzun süreli dikiş tutmadı ve yeni bir proje çizildi!

*Asar Deresi Projesinin akıbeti hala belli değil!

Gibi gibi...

Daha pek çok projeler sayabiliriz.

Kimisi başlandı ama yavaş ilerliyor. Kimisi hala proje aşamasında vs.

Biri bitmeden diğerine başlanılıp bu kadar projeyi aynı anda yapmaya kalkışmak doğru mudur bilinmez. Bunu da kamuoyunun takdirine bırakalım.

Öte yandan Sayın Özlü’den başka kimsenin cesaret edemediği hamleler de oldu.

Zaten göreve ilk geldiğinde İnönü Parkı’na el konulması ve Keleş dönemi izlerinin silinmesi “İyi başladı, kötü gidiyor.” tepkilerine de neden olmuştu.

Bu iki durum da bir bakıma Özlü’nün yumruğunun güçlü olduğunu gösteriyor. Ama bu hamlelerin başarılı olup olmadığı konusunda da kamuoyunun kafası ne yazık ki bulanık.

Bu süreçte yaşanan en önemli olumlu gelişme şüphesiz Konuralp kazılarıydı. Ve bunun da reklamını Özlü iyi kullanıyor.

Konuralp Düzce’nin vitrinidir.

Vitrini devirirseniz her şey devrilir ve tüm emekler zayi olur. Vitrini her gün siler süpürürseniz, içindeki görselleri ön plana çıkarırsanız istediğiniz reklamı yapmaya da zemin oluşturursunuz.

Bu yüzden Sayın Özlü Konuralp’i en ön safta tutmaya çalışmakta haklıdır.

Peki, diğer yandan İstanbul Caddesi’ndeki 350 metrelik dönüşüm projesi gerekli miydi? 350 metrelik alana 50 cm kalınlığında beton dökülmesi mantıklı mıydı? Bu kadar maliyet altına girmek doğru muydu?

Bunları da herkes merak ediyor!

Ve tüm bunların yanında belki de çok abarttığımız en düşündürücü adım belediyenin yeni logo tanıtımıydı.

“Bir belediyede yapılması gereken en son şey nedir?” derseniz logo derim.

Eğer bir şehrin logosu veya sloganı değişiyorsa bilin ki o şehir farklı bir siyasi partinin idaresine geçmiştir. (Bkz. Ekrem İmamoğlu)

Lakin Düzce’de böyle bir durum da yok.

Asıl önemli olan şey şehrin kültürel dokusudur.

Eskişehir bugün kültür başkenti olarak anılıyorsa bunda büyükşehir belediyesi ambleminin payı sizce ne kadardır?

İnanın Eskişehir’in logosu için bugün bir oylama yapılsa kimse öyle bir logoyu beğenmezdi. Emin olun.

Hadi onu da geçtim; yahu bir insanın ismi, cismi mi daha önemlidir yoksa karakteri mi?

Hangisi daha önemliyse lütfen artık ona odaklanalım.

Sayın bakanım, sizi Allah için seviyoruz.

Lakin yap-boz mantığıyla ilerlersek biz ilelebet legolarla, logolarla uğraşıp dururuz.

  

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız