AL BİRİNİ, VUR ÖTEKİNE!

Sevgili dostlar; bütün dünyanın gözleri önünde, başta ABD olmak üzere, arkasına “Ben Siyonistim” yarışına giren bütün Emperyalist bloku olan İsrail, 7 Ekim’den bu yana hiç ara vermeden Gazze’de çocukları öldürmeye devam ediyor. O kadar ki; Gazze Şeridi’nde her 10 dakikada bir çocuk öldürülüyor, iki körpe yavru da yaralı olarak bırakılıyor.

Geçen hafta size uzaktan selam sunmuştum. Bir başka zalimin 30 yılı aşkın zamandır işgal ile gasben elinde tutup ayaklarıyla kirlettiği, ama bugün cephede düşman kurşunu ile muhtemel ölümü “Hakka vuslat” vesilesi belleyip bu inanç ve teslimiyetini bütün dünyaya deklare eden Azerbaycan askerinin mukavemeti karşısında def olup gittiği Karabağ’dan, Şuşa’nın tepelerinden, Cıdır düzlüğünden, daha teze özgürlüğüne kavuşan Hankendi’ne, Hocalı’ya el sallamış, kadim ecdad diyarından, ata yurdundan siz dostlara selam ve muhabbetlerimi iletmiştim.

NİÇİN BAKÜ’DE İDİM?

Sevgili dostlar; Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik olgusuna yönelik “Bir millet-iki devlet” şeklinde ifade edilen bu yürek sözümüz, bir slogan olmanın ötesinde kökü mazide olan bir olgu ve gerçeğin ifadesidir. Hatta iki kardeş derken, Türk Devletler Teşkilatı’nın hukuki varlık kazanmasıyla birlikte kardeşlerin sayısı 7’den yukarıya doğru tırmanmaya başlamıştı. En son Astana’da toplanan Devlet Başkanları Konseyi’nin iştirakçilerini bir daha gözden geçirdikten sonra, bir hususun bütün kardeşler tarafından bilinip ona göre hareket edilmesinin gerekliliği, hiçbir zaman hatırdan çıkarılmamalıdır. O da; sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Türk Devletler Teşkilatı’nın kemalatı ancak Kuzey Kıbrıs Türk Devleti’nin üye sıfatıyla Türk Devletler Teşkilatı’na kabulüyle tamamlanabilir.

Şu bir gerçek ki; bu yola, yıllar önce “Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği”nin dillendirilmesiyle ilk adım atılmıştı. Nitekim bundan 30 yıl önce birbirimizle tanış olma ve kadim kardeşliğimizin pekişmesi yolunda bizzat seferber olmuş, üç yıl süreyle Bakü Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin, İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin akademik ilke ve programları doğrultusunda şekillenmesi yolunda ben de Dekan Yardımcısı sıfatıyla görev üstlenmiş ve aynı zamanda Bakü Devlet Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Türk Anayasa Hukuk Dersleri okutmuştum.

Aradan yıllar geçti, ama her iki taraf açısından “Bir millet, İki Devlet” olgusunu muhkemleştirmeye yönelik gayretler daha sistemli ve kardeşliğimizi belgelere dayalı olarak sübuta erdirici seviyede devam etti. İşte bu doğrultuda, müşterek tarihimizin görkemli şahsiyetlerinden birisi olan Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Uzun Hasan’ın doğumunun 600’cu yıl dönümü münasebetiyle, ana işlevi Türk Kültürü’nü tanıtma ve yeryüzünde Türk dilinin yaygınlığını temine yönelik faaliyet göstermek olan Yunus Emre Enstitüsü Başkanlığı, Azerbaycan Bakü Haydar Aliyev Merkezi’nde 4 ay süreyle Uzun Hasan’a ait nadir eşyaların, şahsi kıyafetlerin, ferman ve yazışmaların sergilendiği çok önemli bir sergi açtı.

Serginin resmi açılışı 01 Kasım 2023’de gerçekleşti. Yunus Emre Enstitüsü’nün denetçisi olmam itibariyle ben de açılışa iştirak ettim. Hani derler ya; “Yol bir, maslahat iki” diye… Biz de bu doğrultuda, Ecdad’ın ta Maveraü’n-Nehir’den bu yana yürüyerek gelip geçtiği yollarda, teknolojinin emrimize verdiği araçlarla dolaşarak hasret giderdik.

En önemlisi, 30 yıl önceki öğrencilerimle üç gün boyunca farklı farklı celselerde, farklı farklı şahıslarla bir araya gelerek; her birimizin, 30 yıl öncesinden bu yana aramızda oluşturduğumuz sevgi, samimiyet ve bağlılığın, EN SEVGİLİ’nin izinde, Kızıl Elma’ya giden yolda aynı heyecan ve şevkle yoluna devam etmekte olduğuna şahit olduk.

Nitekim onların gayretleri, sosyal olgu ve toplumsal kabullenişe yansıyan örnek davranış ve etkileri sonucu bugünkü Azerbaycan genci, vatan savunması yolunda, düşmandan eski yerleri almak söz konusu olduğunda, “ölüm bizim için vuslattır” diyerek, ölümü şehadete erişme vasıtası kabul ettiğini bütün dünyaya ilan etmiş ve Hankendi, Hocalı dahil bütün Karabağ’ı geri alarak vatanının toprak bütünlüğünü tamamına erdirmişti.

KARABAĞ YOLUNDA!

05 Temmuz 2023’de gerçekleşen bir önceki ziyaretimde Karabağ-Şuşa’da olmuş, şükür secdemi de Yukarı Gevher Ağa Camii’nde eda etmiştim. Bu seferki ziyaretimde, 30 yıl önce birlikte çalıştığım mesai arkadaşım Ali Ulusoy hocamla Bakü’de buluştuk. Ali Ulusoy Rabbine söz vermiş; şayet Karabağ işgalden kurtarılır Şuşa özgürlüğüne kavuşursa, vaktiyle Paşinyan’ın dans ettiği Cıdır Düzlüğü’nde iki rekat şükür namazı kılacağım diye…

Bu söz yerine getirilmeliydi. Zira bu, bir Nezir idi. Yani sözün gereğini yerine getirmek beyan sahibinin üzerine vacibdi, gerekliydi. Biz de, bu doğrultuda Karabağ’ın, Şuşa’nın yolunu tuttuk.

Fuzulî’nin yukarı kısımlarına doğru ermenilerin terk edip gittikleri bölgeye girince kapı-pencereleri sökülmüş, çatıları dağıtılmış, duvarları üzerine çökmüş harabe bir kent ile karşılaştık.

Aynen İsrail tarafından bir aydan bu yana havadan, karadan, denizden bombalanan Gazze gibi. Taş üstünde taş koymamışlar, yıkıp tarumar etmişler atayurdumuzu.

Yine az da olsa, içlerindeki iyi niyetlileri istisna ederek “bütün ermeniler ve yahudiler” ifadesini kullanmayalım. Ama Ermenistan’ın Karabağ’da, terkedip çekildiği yerlerde gerçekleştirmiş olduğu yıkım ve tahribata, Hocalı’da uyguladığı soykırıma baktığımızda, Gazze’de İsrail’in uyguladığı yıkım ve çocuk cinayetleriyle sanki aynı vahşetin aynı kin ve nefretin dışa vurulduğunu görüyoruz.

Kısacası; al birini, vur ötekine!

Ama şu da bir gerçek; mazlumun sahibi Allah’dır. O, mazlumun ahını yerde koymayacak, hak ettiği karşılığı zalimin karşısına er-geç çıkaracaktır.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Celal Erbay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.