YANGINI SÖNDÜRME GAYRETLERİMİZ BÜTÜN HIZIYLA DEVAM EDİYOR!

SEVGİLİ dostlar; bu aziz millet, bugüne dek, gayret ve fedakarlığıyla hep özlenen, yolu gözlenen bir medeniyet ve harekatın öncülüğünü yapmıştır. Bizim tarihî misyonumuz, dara düşene yardım etmeyi, zalime dur deyip mazlumu elinden tutup kaldırmayı, bizim boynumuza aslî borç olarak yüklemiştir.

Nitekim Türkmenistan’dan Afganistan’a, Balkanlardan Afrika’ya kadar nerede gözü yaşlı, gönlü kırık bir mazlum ve madur varsa, Türkiye’nin şefkat eli onların üzerindedir.

Haftalardır haykırıyoruz; gözü dönmüş, kana doymayan İsrail canavarı, “Ben de siyonistim” yarışına giren Emperyalist Blok’un teşvik ve destekleri altında 7 Ekim’den bu yana, 5-6 bini çocuk ve kadın olmak üzere 14 bine yakın sivil Filistin halkını dünyanın gözleri önünde en modern savaş araçlarıyla öldürüp hayattan kopardı.

Bu durum karşısında Türkiye, Gazze’de akan kanı durdurmak için seferber olmuş, Devlet Başkanı ve Dışişleri Bakanıyla yoğun bir diplomatik seferberliğe koyulmuşken, Batılı ülkelerin ilgisizliğine zemin hazırlayan vicdansızlıklarını bizler, yüzümüz kızararak takip ediyoruz.

Ama hiç endişe etmiyoruz; o mazlum, madur ve korumasız yaşlı, kadınlara, hele hele o sabi çocuklara bu cinayeti reva gören İsrail ve “Ben de siyonistim” yarışı içerisindeki onun destekçileri, insanlık vicdanında yargılanacak, mazlumun ahı yerde kalmayacak ve zalimler hak ettikleri karşılığı mutlaka bulacaklardır. Her ne kadar iki yüzlü, çift şahsiyetli karakter zaafiyeti içerisindeki Batılı kurum ve kuruluşlar, Gazze’den yükselen feryada kulaklarını tıkamış olsalar da.. O kadar ki; bunların her biri “ATEŞKES”in sözünü bile etmekten korkuyorlar…

PEKİ BU KORKAKLIĞIN SEBEBİ NE!

Bu korkaklığın temel sebebine girmeden “Holokost” ne demektir? Kısaca onu size arzedeyim sevgili dostlar… HOLOKOST; Nazi Almanyası rejimi ile onun müttefik ve işbirlikçileri tarafından Avrupa’daki 6 milyon Yahudi’ye karşı devlet desteği ile sistematik olarak uygulanıp gerçekleştirilen zulüm ve katliamları ifade eden bir kelime olup “Yahudi soykırımı”na verilen addır. Holokost, Avrupa genelinde 1933-1945 yılları arasında kademeli olarak gelişen bir süreçtir.

Sayın Cumhurbaşkanımız “Holokost utancı, Avrupalı liderleri adeta teslim almış” vurgusunu yaparken işte Batı’nın bu tarihî ayıbını yüzlerine vurmuş oluyordu. Yalnız liderleri mi? Hayır! Batılı (sözüm ona) bütün entellektüeller, basın kuruluşları, insan hakları savunucusu sivil kuruluşlar, hep birlikte söz birliği etmişçesine kendi “Holokost” damgalı tarihî ayıplarını örtme gayreti içerisinde, adeta İsrail’den özür dilercesine, dünyanın gözleri önünde, işlemiş olduğu bunca çocuk cinayetine rağmen İsrail’i aklamanın gayretine koyulmuşlar.

Bu durumu ganimet belleyen İsrail “Holokost” damgalı soykırıma varan ve mazide kalan bu katliamları, Almanya başta olmak üzere bütün Batı’ya karşı kalkan olarak kullanmaktan hiç çekinmiyor. Nitekim sayın Erdoğan, son Almanya gezisinde bütün dünyanın gözleri önünde “Bakın ben rahat konuşuyorum, çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Biz holokost cenderesinden geçmedik”. diyerek İsrail’in 14 bine yaklaşan ve 5 bine yakını çocuk ve kadınlardan oluşan cinayetleri karşısında “Ateşkes” sözcüğünü ağzına bile alamayan, Almanya başta olmak üzere bütün Batı’nın ayıbını alnı açık bir şekilde, mertçe yüzlerine vurdu.

Üstelik, Başbakanlığı döneminde dünyada hiçbir başbakan, antisemitizm noktasında tavrını ortaya koymamışken sayın Erdoğan ilk olarak antisemitizm’e tavır koymuş, ırkçılığa ve ayrımcılığa açıkça karşı çıkmış bir lider olarak Batı’nın Holokost ayıbını yüzlerine vurmuştu. Dolayısıyla, İsrail ne kadar uğraşırsa uğraşşın, dünyada antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülke Türkiye’dir. Bizim geçmişimizde böyle bir leke yoktur, göremezsiniz!

TÜRKİYE BUNUN PEŞİNİ BIRAKMAYACAK

Anadolu’da bir darb-ı mesel vardır; “lafın hepisi deliye söylenir” diye. 7 Ekim’den bu yana İsrail’in kullandığı cümlelerden, sorulan sorulara verdiği cevaplardan “ikrar” düzeyinde, İsrail’in nükleer silaha sahip olduğu meydana çıkmıştır. Hele Türkiye’nin, nükleer silaha sahip olduğuna yönelik ısrarlı açıklamaları karşısında İsrail’in dut yemiş bülbül gibi susması “sukut ikrardandır” misali, nükleer silaha sahip olduğunun ikrarından başka bir şey değildir.

Fakat söylemler, “şüyuu vukuundan beterdir” noktasına varmasına rağmen, Uluslararası Atom Enstitüsü bir inceleme başlatmadı. Ama herkes şunu gayet iyi bilsin ki, Türkiye bu işin peşini bırakmayacak, İsrail’in nükleer silaha sahip olduğu meselesinin unutturulup üstünün örtülmesine asla müsaade etmeyecektir.

ALMANYA’DAN SONRA CEZAYİR!

Sayın Cumhurbaşkanımız, yukarıda da değindiğimiz gibi geçtiğimiz hafta itibariyle beraberindeki heyetle günübirlik Almanya’ya gitmiş, 21 Kasım Salı günü de Cezayir ziyaretinde bulunmuştu. Her iki ziyaretin ana konusu, İsrail’in Gazze’de akıttığı kanın bir an önce durdurulması için dünya kamuoyunu harekete geçirmek ve bu yolda “ne yapabiliriz”i görüşüp belirgin hale getirmekti…

İşte bu çalışmalar sayın Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, bilhassa Dışişleri Bakanı sayın Fidan ile MİT Başkanı sayın Kalın’ın ana sorumluluğunda, Katar’la irtibatlı bir şekilde bütün yoğunluğuyla devam etmiş ve nihayet geçtiğimiz Salı günü akşamı itibariyle sevindirici bir haber dünya kamuoyuna açıklanmıştı. 21.11.2023 saat 23.09 itibariyle internete düşen habere göre, Türkiye’nin girişimleri sonuç vermiş, sayın Cumhurbaşkanımızın “Rehine takası için görüşmeler sürüyor” açıklaması doğrultusunda Hamas ile İsrail arasındaki esir takasına yönelik müzakereler antlaşma ile sonuçlanmış.

Bu doğrultuda Hamas’ın elindeki 239 İsrail’li esir ile, İsrail’de göz altında bulunan 3 bin Filistin’li yine İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan 7 bin Filistinli takas ümidiyle bekleyecekler. Her ne kadar antlaşma şartları açıklanmışsa da, esir takası süresince Gazze’de 4 gün “ateşkes”in uygulanacağı ifade edilmektedir.

İnşallah, bu esir takası süresince 4 gün uygulanacak olan “ateşkes” bir başlangıç olur ve kalıcı “ateşkes”e geçilerek bütün dünyanın rahat bir nefes almasına hep birlikte şahit oluruz.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Celal Erbay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.