18 GÜNDE, 12 BİN TONDAN FAZLA PATLAYICI KULLANILDI!

Sevgili dostlar; tam on dokuz-yirmi günden bu yana, Gazze’de İsrail, mazlum ve madur sivil halkı bombalamaya devam ediyor. Dün itibariyle, 7 Ekim’den bu yana İsrail, Gazze şeridinde yaptığı saldırılarda 12 bin tondan fazla patlayıcı kullandı. Uzmanlar tarafından bunun, yaklaşık bir atom bombası gücünde olduğu ifade edildi.

Gazze’de bu fiilî duruma göre, kilometre kare başına düşen patlayıcı miktarı ise yaklaşık 33 ton’dur. Gazze’ye düşen toplam patlayıcı gücünü hesap ettiğimizde, İsrail’in şu ana kadar Gazze’de kullandığı patlayıcı miktarı, neredeyse ABD’nin 2. Dünya Savaşı’nda Japonya’nın Hiroşima kentine attığı Atom Bombası’nın gücüne eş değerde olduğu görülür.

MEYDANA GELEN TAHRİBAT!

Bugünki haliyle, Gazze Şeridi’ndeki konutların yarıdan çoğu zarar görmüş vaziyette. O kadar ki; zarar gören konut sayısı 185 bin civarında. Bunların 28 bini, tamamen yıkılmış veya oturulamaz bir hal almış.

Giden canlar ise büyük bir acı kaynağı… Geçtiğimiz Salı günü itibariyle 2 bin 360’ı çocuk, 1421’i kadın olmak üzere tam 5 bin 791 can kaybı… Yaralıların sayısı ise 16 bin 297… Neredeyse her 100 kişiden biri hayatını kaybetmiş…

Hemen ifade edelim ki, yalnız sivil yapılaşma zarar görmemiş… Gözü dünmüş İsrail’in saldırıları sonucu 75 kamu kurumu, bir o kadar hizmet tesisi de hasara uğramış durumda. Bununla da yetinmemiş gözü dönük ZALİM… O’nun o menfuz saldırıları sonucu 35 Cami tamamen yıkılmış, üç kilise de ağır hasar almış…

EN KÖTÜSÜ!

En kötüsü ise , ölülerin vücutlarında yanıklara ve uzuvlarında erilmelere rastlanmış olmasıydı. Bu da; İsrail’in vaki saldırılarında “Fosfor Bombası” gibi uluslararası hukukun yasaklamış olduğu “YASAKLI MUHİMMAT” kullandığının açık delilidir.

Ama gel gör ki; bütün bunlara rağmen yine de bazı Batılı Medya Kuruluşları CELLAD’ın yanında yer almaya devam ettiler. Halbuki bütün dünya basını mazlumun yanında yer alarak; hiç olmazsa refah sınır kapısının sürekli açık tutulmasının gerekliliği, dolayısıyla yardım ve yakıt girişinin engellenmemesinin zorunluluğu, bununla birlikte yaralıların Gazze dışında tedavi olabilme imkanının sağlanması üzerinde insanlık adına ısrarla durması beklenirdi.

Fiilî duruma baktığımızda ise, Gazze Şeridi’nin yüzde 70’ine tekabül eden 1 milyon 400 bin kişinin evinden yerinden edildiğine ve bu insanların, sayıları 222’yi bulan barınma merkezlerine sığındığına şahit oluyoruz.

HİÇ OLMAZSA KONUŞTU!

Bu ve benzeri durumlarda, günümüz dünyasında zalime dur diyecek olan organizasyon, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’dir. Bu doğrultuda Gazze’ye yönelik iki teşebbüs oldu. Birinin içeriği “ateşkes”, diğerininki ise “insanî yardım” a yönelikti. Ama her ikisinin oylamasında, beşi bir arada bütün dünyadan büyük olduklarını iddia edenler; ilkinin oylamasında üçlü blok halinde, ikincisinin oylamasında ise, kovboy sıfatıyla dünyanın ağası olduğunu zanneden ve oylamadan iki gün önce “Ben de siyonistim” açıklamasını yapan Başkan’ın talimatıyla, Konsey’deki temsilcisi tarafından tek başına reddedilmişti.

Bütün insanlık, adeta küçük dilini yutmuş bekliyordu… “Dünya 5’den büyüktür” diyenler dışında insanlık adına kimseden bir ses çıkmayacak mı diye… Nihayet, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Guterres konuşmuş, zalimin ve “Ben de bir siyonistim” diyenlerin moralini bozacak şekilde “Hamas saldırılarının durduk yere ortaya çıkmadığının bilincinde olmalıyız” vurgusunu yaptıktan sonra “Filistin halkı 56 yıldır boğucu bir işgale maruz tutuluyor, topraklarının adım adım ele geçirilmesine ve şiddete şahit oluyor” açıklamasıyla birlikte, Siyonsist-Emperyalist birlikteliğin üretmiş olduğu saldırı bahanesine büyük bir darbe indirmişti.

Guterres, açıklamasında devamla “Gazze’de açık bir şekilde şahit olduğumuz uluslararası insanî hukuk ihlallerinden derin endişe duyuyorum. Silahlı çatışmada hiçbir taraf, uluslararası insanî hukukun üstünde değildir” diyerek kovboyların himayesinde CELLAD kesilen İsrail’in bihayli moralini bozmuştu.

Nitekim İsrail’in BM Daimî Temsilcisi Erdan, Guterres’in acilen istifasını istemiş, İsrail Dışişleri Bakanı Eli Kohen ise Genel Sekreter Guterres ile önceden belirlenmiş olan görüşmesini iptal etmişti.

ZALİMLERİN HEDEFİ BÜYÜK, AMA KARŞILARINDAKİ TEK CAYDIRICI GÜÇ; TÜRK ORDUSU

Siyonist-Emperyalist Birliktelik üretmiş olduğu bahane ile yalnız Gazze veya Filistine şekil vermeyi hedeflemiyor… Onların ulaşmak istedikleri sonuç daha yaygın ve kapsamlı… Şöyleki; sosyal medyaya yansıyan haberlerden öğrendiğimize göre, ABD’li emekli general ve askerî analist D. Macgregor, bir canlı yayında, İsrail’in Gazze saldırılarını yorumlarken ABD’nin bölgede dikkat etmesi gereken hususlara vurgu yapıyordu.

Analist, “Amerikalıların anlaması gereken en önemli husus; İran’a Hizbullah temelinde saldırırsak, İsrail Gazze’yi işgal ederse Rusya ile çatışmaya gireriz. Rusya sessizce oturup İran’în, Amerika’nın bölgedeki güçleri tarafından yok edilmesini izlemeyecek… Rusya bu işe girdiğinde, bu sadece yerel bir çatışmadan, belki de bölgesel bir savaştan daha fazlası haline gelecektir.”

Analist, devamla “ve o noktada Türklerin dışarıda kalabileceğinden oldukça şüpheliyim. Onlar bölgenin en büyük silahlı kuvvetlerine sahipler. İsrail’e çok yakınlar. Güçlerini Suriye üzerinden çok hızlı bir şekilde güneye taşıyabilirler.” dedikten sonra, gerek ABD Dışişleri Bakanına ve gerekse Başkomutan, Başkanlarına müzakere ve arabuluculuk yolunu ima ettikten sonra, arabuluculuk ve müzakere dışındaki yolun “kıyamete giden çok tehlikeli yol” olduğunu ifade ederek analizini sonlandırıyordu.

İnşaAllah, Siyonist ve Emperyalist Birliktelik Kıyamete giden o tehlikeli yolu tercih etmez. Akl-ı selim doğrultusunda bizim temennimiz de budur.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Celal Erbay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.