BİR AŞK HİKAYESİ

YAVUZ Bülent Bâkiler 1936 Sivas doğumlu. Üniversiteyi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okur. Aynı sınıfta okuduğu bir kız arkadaşına âşık olur. Aşkını birinci sınıftan dördüncü sınıfın sonuna kadar taşır. Bu büyük bir aşktır. Fakat bir türlü sevdiğine söylenemeyen bir aşk. Kızı kendisinden daha üstün birilerine layık görür. Onunla evlenirse kıza yazık olacağını düşünür. Lakin derin aşkı da devam eder.

Bir gün sevdiği kız bir arkadaş grubuyla Ankara Çubuk Barajına gezmeye gider.

Şair bunu duyunca çılgına döner, öfkelenir, bağırır çağırır, sınıf değiştirir, kıza küser sanki nikahlısıymış gibi. Yine bir gün şairin arkadaşı kıza, Yavuz Bülent'in kendisi için çok güzel şiirler yazdığını söyler. Kız, bir gün şiirleri görmek için şairin kaldığı öğrenci evine gider ama bizim şairimiz bu şiirlerin kendi mahrem duyguları olduğunu söyler kıza göstermez. Hatta ona hakaret boyutunda kızın nazarında erkeklerin bir değerinin olmadığı siteminde bulunur.

Şair bu yaptığına sonra çok üzülür, aşkına rağmen küskün, tafralı tavırlarından bir türlü vaz geçemez. Bu dört yıl böyle devam eder kızla konuşmaz.

Fakülte bitmiştir. Şairimiz Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda çalışmaktadır. Bir gün Milli Kütüphane önünde karşılaşırlar.

Kısa bir sohbetten sonra kız, “Sen bana neden gelmiyorsun? Gelsene bir gün” der.

Şairimiz de bir gün haber verdikten sonra kızın hukuk müşavirliği yaptığı büroya gider.

Konu eskilerden açılır. Kız, “Bülent, biliyor musun sen benim dört yıllık fakülte hayatımı zehrettin” der.

Şair de “Ben sana o yıllarda deli gibi aşıktım. Fakat o zaman sana söyleyemiyordum. Bütün kıskançlıklar hep bu duygulardan kaynaklanıyordu” der.

Kız elini masaya vurarak “yahu ne demek Bülent. Her gün bağıra bağıra anlatıyordun Bülent. Bunu anlamamak için dünyanın en aptal kadını olmak lazımdı. Neden bana söylemedin?” der.

Şair “Bak ben seni çok büyük duygularla seviyordum. Sana deli divâne âşıktım. Düşündüm, bu kıza evlenme teklifi etsem kabul etse bu kıza yazık olur. O benden çok daha üstün, çok daha değerli insanlarla evlenmeli dedim” der.

Kız tekrar elini masaya vurarak, “Ya Bülent seninle evlenmek benim için şeref olurdu, şeref” der.

Ve bu olay üzerine aşağıdaki şiir ortaya çıkar.

“Sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla,

Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla,

Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla,

Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla.

Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla,

Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla,

Baş başa kalıyorum sonunda heyhatlarla,

Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla.

Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle,

Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle,

Çarpsan karasevdayı en azından yüz binle,

Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle.

Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle,

Ama her defasında geri döndüm seninle.

Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle?

Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle.

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?

Bazen kız kardeşimsin Bazen öpöz annemsin.

Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin,

Eksilmeyen çilemsin,

Orada ufuk çizgim, burada yanım, yöremsin,

Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin.

Çaresizim, çaremsin.

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?"

“Nereden çıktı böyle bir şiir şimdi” demeyin.

Aşk aslında asil bir duygudur:

İnsanı yakan, yaktıkça olgunlaştıran.

Çiledir, sabırdır, içe doğru derinleşmedir.

Büyük aşklarda “vuslat” yoktur. Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı bunun güzel örnekleridir.

Büyük aşklar sadece şair yapmaz, adam da yapar. Günümüz serbest hayatı aşkı da öldürdü. Sokaklarda yuvarlanmak aşk değil hayasızlık, ahlaksızlıktır.

Vecd, heyecan, coşku şairi Yavuz Bülent Bâkiler de asil bir aşkı yaşamış.

Güzel eserler, âbide eserler büyük aşkların ürünü. Şairimiz dört yıl boyu çektiği ruh işkencesine rağmen sevdiğinin serçe parmağına değmediğini anlatır.

Aşk bilakis pişmektir.

“Aşk imiş her ne var âlemde” diyor aşk şairi Fuzûlî.

Bir yanmanın bir pişmenin bir asaletin örneğini sundum sizlere. Şâirimize sağlıklı uzun ömürler niyaz ediyorum rabbimden.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Bostancı - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.