Kim akıllı

Aklı yatay aşanlara deli, dikey aşanlara veli denilebilir. İkisi de akıl düzleminin dışına çıkmıştır ama yandan mı yukarıdan mı? Deli o ki akıl onu terk etmiştir, veli o ki o aklı terk etmiştir. Veli iradeli bir şekilde bilerek akla: “Seninle artık işim bitti, bana ayak bağı olma, vazifen tamamlandı, ben bir üst basamağa geçtim.” der. Âlemin tümünü aşk olarak gören veli açısından akıl, artık bir dedikodudan ibaret, önemsiz bir şeydir.

Gönül dünyamızı aydınlatanların başında gelen Behlül Dânâ; Abbasi Halifesi Harun Reşit’in akıl hocası, ruhunun ve bedeninin ilacı idi. Behlül Dânâ, başta Halife Harun Reşit olmak üzere devlet adamları ve insanları güldürerek yola getirmenin yanında çokça düşündürmeyi tercih etmiş meczup bir veli, bir garip Allah dostu idi.

Bir gün Behlül Dânâ, Harun Reşit’in evinin önüne oturmuş çocuk gibi yere resim çiziyordu.

Harun Reşit: “Ne yapıyorsun?” demiş.

“Ev yapıyorum.” diye karşılık vermiş, Behlül.

Harun Reşit: “Sen yere çizdiğine ev mi diyorsun?” dediğinde

“Öyle deme!” demiş Behlül, “Hele bir inşaatı bitireyim, belki de müşterisi çıkar.”

Harun, şaşırarak: “Her işi de garip bunun.” demiş.

Harun Reşit’in hanımı da olup bitenleri pencereden seyrediyormuş. Bu Behlül’dür, boş işi olmaz, diye düşünmüş.

Harun Reşit’in hanımı: “Behlül o ev satılık mı?” diye soru sormuş.

Behlül de: “Satılık abla!” diye karşılık vermiş.

“Kaça bu ev?” 

“Bir kuruş ablacığım.”

Sakız parası bile olmayan bir kuruşu Behlül cebine koymuş; hayırlı olsun, abla diyerek teşekkür etmiş.

Projeden, ev daha bitmeden satıldığı için yere çizdiği resmi de silmiş.

Harun kenarda olanları seyrediyor, “Deli birdi, iki oldu, hanım da katıldı ona.” diye söylenmiş.

O gece bir rüya görünce evi almadığına ve söylediklerine bin pişman olmuş.

Harun Reşit rüyasında rehber eşliğinde cennette gezdiriyor. Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hayal edemeyeceği güzellikleri rüyada görür. Sütten daha ak, baldan daha tatlı kevser nehrine hayran kalır. Cennetteki bir evin fevkalade güzel olması dikkatini çekmiş. Bir tuğlası gümüşten, bir tuğlası altından. Tuğlalar arasına konulan harç, keskin kokulu misktendir. Harcında kullanılan çakıl taşları inci ve yakuttur.  Evin içinde de parlak atlastan yataklar, ipek kaplı yastıklar, inciden, gümüşten ve altından yapılmış diğer ev eşyaları… Bu köşkte gördükleri Behlül’ün nefesini kesiyor, âdeta dili tutuluyordu.

“Bu nimeti kim nasıl kazandı?” diye merak etmiş.

Rehber: “Senin hanımın bu.” demiş. “Onu Behlül’den” aldı.

“Eyvah!” diyerek, dehşetle rüyadan uyanmış.

Hanımı biz akılsız zannettik, asıl akılsız ise biz çıktık, o köşk sahibi oldu, biz olamadık.

Bu rüyayı hanıma söylesem, rezil olurum, ben rüyamı gizleyeyim fakat bir taraftan da olan biteni takip edeyim. Bu evden tekrar satılırsa bir tane de ben alayım.

Baktı ki ertesi gün Behlül yere yine çer çöpten ev resmi çiziyor. İşler iyi, ev yapılmadan satılıyor.

Harun Reşit: “Yine mi ev yapıyorsun, kaç para?” diye sormuş.

“Elli bin altın.” cevabını aldığında çok şaşırmış. Çok pahalı olan bu rakam ülke hazinesini bile sarsacak bir nitelikte. 

Harun Reşit: “Dün bir kuruşa ev sattın, bize gelince mi elli bin altın oldu?” demiş.

Behlül: “Harun dünkü müşteri malı görmeden, duyduğuna inanarak aldı. Sen ise dün gece görkemli bir köşk olduğunu gördün. Ben de ona göre fiyat belirledim.”

Harun’un iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış.

Kendi kendine iç muhasebe yapmış. Harun, sen bir rüya gördün değil mi? Rüyanı gizledin, kimseye söylemedin ama sırrın sonunda ortaya çıktı. Sözünü ister gizle, isterse açığa vur; Allah, senin kalbinin içindekileri dahi bilmektedir. Yaratan hiç bilmez mi? O, her şeyden haberdardır. Bütün gizli ve açık sırlarını bilene nasıl hesap vereceksin.

Harun, dün dalga geçiyordun, o gün söz vardı, bugün göz var. Mümin söze inanır, münafık ise göze. İman gayba yani görünmeyene olur. Eğer gayba değil de gördüğüne inanmak iman sayılsaydı firavun mümin sayılırdı. Firavun boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım, ben de Müslümanlardanım” dedi.  Her şey apaçık görününce “iman ettim” demenin firavuna yararı olmadı. Allah “firavun imanını” kabul etmez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Çalışkan - Mesaj Gönder

# çocuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 31 Mart Düzce Belediye Başkanlığı seçimlerinde oyunuzu hangi adaya vereceksiniz?