Bu kadarını hiç kimse beklememişti!

Sevgili dostlar; gayet iyi biliyor ve anlıyorum… Dün 28 Şubat idi… Tarihe yön vermiş, “insanlık nedir?”, “milliyet nedir?” bu kavramları bizzat yaşayış ve davranışlarıyla bütün dünyaya göstermiş; her daim mazlumun elinden tutup onu ayağa kaldırmış, nerede olursa olsun her zaman zalimin karşısına dikilmiş olan bu aziz milleti ruh ve manasından koparmak, öz benliğinden uzaklaştırıp, onu yabancı kültürlerin karakter ve davranış kalıplarında eritip O’nu tarihî şahsiyet ve misyonundan uzaklaştırmayı hedeflemişlerdi.

O kadar ki, emir-komutaya dayalı, doruk noktada sorumlu, bir baş aktöre sorulduğunda hiç düşünmeden tereddütsüz bir şekilde, bu tahrip harekatının 1000(bin) yıl devam edeceğini söylemişti. İşte, Türk Milletini hiç tanımayan, onu ruh ve manasından uzaklaştırıp, yabancı kültürlere esir kılıp, halkımızı onların karakter kalıplarında şekillendirmeyi hedefleyen bu TAHRİP harekatının yıl dönümündeyiz.

O günleri hatırlıyor, hüznümüzü hafızamıza salıp, “Ruhumun senden ilahî, şudur ancak emeli; Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli!” haykırışıyla kendine gelen, özüyle bütünleşerek ruh ve manasına sahip çıkan bir anlayış ve şahsiyet içerisinde bu aziz millet, iddia edildiği gibi BİN yıl değil, çok kısa zamanda kendisini yok etmek için kurulan tuzakları boşa çıkarmıştı.

Tam beş yıl sonra önüne konulan seçim sandığında tecelli eden MİLLET İRADESİ ile birlikte, bu aziz millet kendini yok etmeye yönelik adı ne olursa olsun, her türlü haricî-dahilî tahribata yönelik plan ve projelerini ve bunların pratiğe yansıyan sonuçlarını reddettiğini subüta erdirip “Yeter artık söz de, karar da Milletindir  diyerek dimdik ayakta olduğunu, hiçbir çılgının kendisine zincir vuramayacağını bütün dünyaya bir kere daha göstermişti.

İşte kabaran ruhum ve kemale eren sorumluluk anlayışımla, önce maziye dönüp bu aziz milletin, tarihi sorumluluk ve misyonunu bizlere emanet eden Ecdadımıza, daha sonra da bilfiil “28 Şubat” diye adlandırılan bu tahrib harekatına maruz kalan ve bunun sonucu, az-çok maddi-manevi zarar gören kardeşlerim başta olmak üzere bütün milletimize bir kere daha geçmiş olsun diyor, o dönemin en etkin zulüm aracı olarak uygulanan ve evladımın şahsında tecelli edip bana da yansıyan, katsayı madurlarından biri olarak hüznümü sizinle paylaştıktan sonra Selahaddin Eyyubî’nin ruhaniyetinin İş’arı doğrultusunda müsaadenizle Gazze’ye doğru yol alacağım.

NİÇİN?

İzah edeyim; devleti meydana getiren unsurlar, Hakimiyet-Toprak ve İnsan Unsuru şeklinde sıralanır. Elbetteki bu unsurlardan her biri çok önemlidir. Ama insan unsuru temel unsurdur.  İnsan, ruh ve manasına dayalı, derin ve köklü kabullenişlerinin besleyip geliştirdiği Hakimiyet İlkeleri doğrultusunda oturduğu toprağı işler, zamanla o toprakla bütünleşir, herhangi bir müdahale halinde onu canı pahasına savunur, kanıyla sular ve “toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” der ve o toprağı vatan kılar ve toprağın vatan’a dönüşmesi için başta insan unsuruna ihtiyaç vardır. Taa Hz. Ömer (r.a) dan, Selahaddin Eyyubi’den Yavuz Sultan Selim’den, Kanunî’den bize yadigar olan Gazze bugün Emperyalist –Siyonist birliktelik tarafından kardeşlerimizin elinden, tarihî sorumluluk içinde düşündüğümüz takdirde, bizim elimizden zorla alınmak isteniyor.

Biz, milletimizin feraseti sayesinde 28 Şubat’la birlikte üzerimize gelen Tahribat Hareketı’nı, seçim sandığında tecelli eden “Millet İradesi” ile, bertaraf ettik. Buna dayalı, iç içe geçmiş olan hüzün ve sevincimizi sizinle paylaştık, şimdi müsaade edin de, hiç olmazsa gönül aleminde, bugün itibariyle Filistinli kardeşlerimizin emanetinde olan, ama gönül dünyamız da bizim de kutsal beldelerimiz arasında bulunan Filistin ve Gazze’ye doğru yol alayım. Zira zalim İsrail, Siyonist ve Emperyalist birlikteliği arkasına alarak karar vermiş, Gazze’deki Filistin’li insan unsurunu tamamen yok etmeye yönelik…

BU KADARI DA İNSANLIK AYIBI!

Bildiğiniz gibi, 7 Ekim’den bu yana devam eden İsrail saldırılarında ölen masumların sayısı 30 bini aştı. Masumları katleden İsrail’in, saldırılar başladığından bu yana en büyük destekçisi ABD. O kadar ki, İsrail’le işbirliği halinde Gazze’de adeta, Filistin’in insan unsurunu tamamen yok edip, 1967 sınırları esas olmak üzere Filistin’in tam bağımsız devlet olma hedefinin altını boşaltmak ve onları devletin ana unsuru olan “insan unsuru” açısından zor durumda bırakmak istiyorlar.

İşte bunun fiilî delili; geçtiğimiz Perşembe günü sosyal medyaya bir haber yansıdı;… ABD’li bir kadın, Meclis koridorlarında rastladığı Kongre Üyesi Andy Ogles’e “Vergilerimle Gazze’de çocuklar bombalanıyor” diyerek tepki göstermişti…

ABD Kongre Üyesi Ogles, gittikçe sesini yükselten kadına “İnsanlık Ayıbı” sayılmaya namzet, vicdan sahibi herkesin dudaklarını uçuklatacak bir cevap vermişti. Aynen şöyle diyordu Kongre üyesi: “O çocukları bombalayacaksınız. Bence hepsini öldürmeliyiz.” Elbetteki, daha bundan iki gün önce ikinci kere, bütün dünyaya karşı “Ben de bir Siyonistim” diye ilanatta bulunan Başkan Biden’dan almış olduğu güçle…

Geçen haftaki duamı tekrar ediyorum; “Bunların şerrinden Allah bütün dünyayı korusun.”

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Celal Erbay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 31 Mart Düzce Belediye Başkanlığı seçimlerinde oyunuzu hangi adaya vereceksiniz?
Tüm anketler