Ters istikametlerden gelip, örtüşen ifadeler!

Sevgili dostlar; 7 Ekim’den bu yana devam etmekte olan, İsrail’in soykırım harekatında, geçtiğimiz Salı günü itibariyle gelinen son durum şu; 32 bin Filistinli şehit oldu, 72 binden fazla şahıs yaralandı. 2 milyona yakın mazlum, evini-barkını terk etmek mecburiyetinde kaldı. An itibariyle 2,3 milyon Filistinli günlük temel ihtiyaçlarını karşılama imkanından fiilen mahrum. Kısacası İsrail, masum ve mazlum Filistinli kardeşlerimizin tepesine tepesine yağdırdığı bombalarla binlercesinin canını alırken, onları sağ kalanlarını da açlığa mahkum etmek suretiyle, uygulamakta olduğu soykırım harekatının gereği açlıkla başbaşa bırakıyor. Bütün dünya 153 günden bu yana son asrın, hiç görülmedik en büyük ve en zalimane barbarlıklarından birine şahit oluyor.

Gel gör ki, bütün dünya emsali görülmemiş bu zulüm karşısında susmuş, adeta dilini yutmuş lal kesilmişti. Sanki “Ben de siyonistim” yarışının ötesinde söz birliği etmişler; vuruyorlar, kırıp döküyorlar, bir de üstelik mazlumu ağlamaya koymuyorlardı. Güvenlik Konseyi kaç kere toplandı ve gündemindeki ateşkes talebini görüştü…Her seferinde katil İsrail’in arkasındaki Batılı güç odakları tavşana kaç derken,  zalimin en büyük destekçisi ABD “tazıya tut” dercesine, her seferinde “veto” hakkını kullanarak bütün dünyanın gözleri önünde insanlığın, insanca yaşamanın onur ve haysiyetini ayaklarının altına alıp çiğnedi.

Bu hengamede, en son Cezayir’in sunmuş olduğu ateşkes teklifini, sen kim oluyorsun dünyanın ağası benim dercesine, “ben sürekli barışa yol açacak bir ateşkes teklifi’nin çalışması içerisindeyim” diyerek yine veto hakkını kullanmış ve ümitlerimizi kursağımızda koymuştu. Devam eden süreçte Türkiye, mazlumun ahını dindirme yolunda bütün kapıları zorlamaya devam etmiş; ikame ettiği dava ile meseleyi Adalet Divanı’nın huzuruna getirerek, İsrail’in Uluslararası Yüce Mahkemede yargılanmasını ve Adalet Divanı’nın zalim İsrail hakkında ihtiyati tedbir kararı almasını gerçekleştirmişti. Ama İsrail Yüce Mahkemesi’nin almış olduğu İhtiyat-ı Tedbir kararına rağmen çocuk kadın demeden mazlum ve madur kardeşlerimizi öldürmeye bütün hızıyla devam etmişti.

Ta ki; Ramazan gelip çatmış, Ramazan ayının girişiyle birlikte ülkesindeki Müslümanların Oruç ayını tebrik etme hazırlığı içerisindeki Biden, İsrial’in devam eden bu saldırgan tavrı karşısında paniklemişti.

BIDEN BİLE UMUDUNU RAMAZAN’A BAĞLAMIŞ

İsrail’in saldırgan tutumu fiilen devam ederken, ABD, Katar ve Mısır’ın arabuluculuğunda taraflar arasında ateşkes antlaşmasına yönelik gayretler de devam ediyordu. Biden, “şecaat arzederken merdi kipti sirkatin söyler” misali, antlaşma konusunda İsrail’le işbirliği içinde olduğunu ifade ile “Ateşkes”e ihtiyacımız  var diyerek, Ramazan ayının kutsiyetinden yararlanmak istediğini açıkça ortaya koymuştu. Hatta sanki İsrail’e karşı tavrını sertleştirircesine “İsrail’in Gazze’ye yönelik insanî yardımları engellemek için hiçbir mazereti yok” diyerek, bir bakıma şımarttığı İsrail’e “yeter artık” demek istemişti.

Daha açık bir ifade ile “Ramazan ayına kadar bir antlaşma olmazsa, İsrail ve özellikle Kudüs’te durum çok çok tehlikeli olacak” şeklindeki açıklamasıyla bölge barışının ötesinde, dünya barışını etkileyecek gelişmelere yönelik endişelerini ortaya koymuştu. Biden, “ben de siyonistim” diyerek İsrail’i tahrik ederken, Ramazan ayının yaklaşmasıyla onun duymuş olduğu endişeyi biz , 7 Ekim’den bu yana her hafta söylüyorduk. Ama ne Netanyahu öldürmeye doymuş, ne de Biden’ın bu hususta belirlemiş olduğu noktaya gelinmişti. Bizim de arzumuz hiç olmazsa Ramazan’ın hürmetine akan kanın bir an önce durmasıdır.

TÜRKİYE BAŞINDAN BERİ HEP DOĞRULARI SÖYLÜYORDU!

Doğruyu görüp, onun pratiğe yansıması için Biden misali, illada Ramazan ayını beklemeye gerek yok. Mert olan, doğruyu her zaman, her yerde, kim ne derse desin hiç çekinmeden söyler, karar ve davranışlarını ona göre belirler. Nitekim Türkiye, başından beri İsrail- Filistin meselesinin adil bir çözüme kavuşması için; 1967 sınırları dahilinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen bir Filistin Devletinin kurulmasını ve herkes tarafından bu şekliyle tanınmasını şart koşuyordu.

Yoksa her geçen gün, dünyanın dört bir yanından gelip organize bir şekilde İsrail’e sığınan Yahudi göçmenleri “YERLEŞİMCİ” adı altında, İsraiL’in bunları Filistinli kardeşlerimizden gasbettiği topraklarda, “yeni yerleşim merkezleri” adı altında oluşturduğu meskenlere yerleştirip, onların gasbedilen, çalınan Filistin topraklarına çökmelerini ZORLA gerçekleştirmekle barış içerisinde huzurlu günlere kavuşmak mümkün değildi.

İşte Filistinde özlenen kalıcı barışın ve huzurlu günlerin önündeki en büyük engel bu gasbçı, hırsız, işgalci çete grubunun eylemleridir. Türkiye, lafta kalan barış çabaları yerine TEMİNATLI, adil bir barıştan yanadır. Türkiye, bu yolda GARANTÖRLÜK çerçevesinde bir sorumluluk üstlenmeye de hazırdır. Nitekim geçtiğimiz günlerde Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın Ankara ziyaretinde Türkiye, bu husustaki kararlılığını bütün dünyaya bir kere daha deklare etmiştir.

Aynı duyarlılık ve hassasiyetle Türkiye, yaklaşan Ramazan ayı bağlamında İsrail’in her yıl Ramazan aylarında adet haline getirdiği provokatif davranışlarını tekrar etmemesi için gerekli mesajlarını ilgili yerlere iletti. Bilhassa Radikal İsrailli siyasetçilerini uyararak Müslümanların Harem-i Şerife girmelerinin engellenmesini bir “HEZEYAN” olarak kabul edeceğini bütün dünyaya ilan ederek, böyle bir durumun vukuunda, faillerinin işledikleri cürmün sonucuna katlanacaklarının altını kalın çizgilerle çizdi.

Biden’ın bile Ramazan ayından İSTİMDAT etmesi karşısında, biz de bütün dostların Ramazan ayını kutluyor her birimizin huzuruna, hanelerimizin bereketine, birlik ve beraberliğimizin pekişmesine vesile olması niyazıyla, bizleri bu günlere kavuşturan Rabbimize hamdediyorum.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Celal Erbay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 31 Mart Düzce Belediye Başkanlığı seçimlerinde oyunuzu hangi adaya vereceksiniz?