Oruç mektebi!

Sevgili dostlar; her kültür ve medeniyetin kendine özgü, ona temel özelliklerini kazandıran, şekil ve can veren günleri haftaları ve hatta ayları vardır… İşte Ramazan bizim için böyle bir aydır… Her günü bizi, biraz daha özümüze döndüren, kültür değerlerimizin, zamanın ürettiği veriler doğrultusunda güncellenip hafıza ve gönlümüze kazınmasını pratiğe yansıtan günlerden müteşekkil mübarek ve saygı değer, etkisi hayatın çeşitli safhalarını kapsayan bereketli bir aydır Ramazan.

Öncelikle oruç bizi irade eğitimine tabi tutar. Bir ay boyunca her gün belli zaman dilimleri arasında bizi yeme-içme’den alıkoyarak adeta disipline eder. Bu disiplin içerisinde bu ayın sonuna geldiğimizde her birimiz organizmamızda belli bir rahatlama hissederiz. Adeta, bir yıl boyunca devam eden aşırı dengesiz beslenme alışkanlığının etkisiyle yorulan, hatta deforme olan organizmamız soluklanır, dinlenir, kendine gelir. Bir bakıma, aynen evimizin, arabamızın yıllık bakımını yaptığımız gibi oruçla beraber organizmamızın da yıllık bakımını gerçekleştirmiş oluruz.

Orucun etkisi, yalnız fizik varlığımızda mı kendini gösterir? Hayır, ruhumuz da oruç mektebinin eğitiminden yararlanır ve kendini yenileyerek yücelir. En basit örneğiyle; karşılaştığımız bir olumsuzluk karşısında kendimizi daha soğukkanlı ve sakin hissederiz. Şayet karşı taraf çizgiyi aşacak olursa ona oruçlu olduğumuzu hatırlatır, onun da yelkenlerini suya indirmesine katkı sunarız. Böylece hem şahsî huzurumuzun yanında toplumsal barışın yaygınlaşmasına, en etkin katkıyı sunan yoğunlaştırılmış bir eğitim öğretim kurumudur oruç mektebi.

 

AİLELERİ BÜYÜTÜP, ÖZÜNE DÖNDÜREN MEKTEPTİR, ORUÇ MEKTEBİ!

Günümüz şartlarında, hem de “modern” belirlemesiyle  aile küçüldü; Ana-Baba- 18 yaşını doldurmayan çocuklardan müteşekkil bir hale dönüştü… Vaktiyle, bizim geniş olmakla beraber, aynı zamanda koruyucu ve kapsamlı olma özelliğini, ana ilke olarak bünyesinde  yaşatan Osmanlı aile yapımız, itibar kaybı yanında kültür emperyalistlerinin organize yönlendirmeleriyle tarihe karışma tehlikesiyle baş başa kalmış vaziyette.

İşte Oruç Mektebî; her yıl Ramazan ayı boyunca Büyük Babalar, Neneler, Amcalar, Hala, Dayı ve Teyzeler tarafından kurulan iftar sofraları sayesinde, çekirdek aile anlayışı doğrultusunda küçülen ve birbirinden uzaklaşan oğul-kız, torun-yeğen ve kuzenlerden müteşekkil aile fertlerini bir araya getirerek onlara Büyük Aile olmanın şuur ve hazzını tattırarak, onların birbiriyle bütünleşip sevgi yumağına dönüşmelerini temin eder.

ORUÇ MEKTEBİ VE SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI!

Batı’da Sanayi devrimiyle birlikte, sanayi üretiminde emeğin yerini makinanın alması ve fabrikalaşmanın sonucu insan gücü büyük oranda devre dışı kalmış ve işsizlik had safhaya çıkmıştı. Bu durum karşısında işsiz kalan kesim, fabrika sahiplerinin kendilerine sunmuş olduğu; günde üç öğün karın tokluğu karşısında 16 saat süreyle çalışma teklifini kabul etmiş ve önlerine konulan teklif metnini özgür iradeleriyle imzalayarak bilfiil çalışmaya başlamışlardı.

 

İşte  bu ve benzer olaylar üzerine Batı’da, ölüm tarihi 1928 olan hukukçu Leon Duguit’in öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucu asgari ücret, azamî çalışma süresi gibi sosyal ve ekonomik haklar belirlenmiş ve 20. Asrın başlarından itibaren de anayasalara girmeye başlamıştı.

Sosyal devlet anlayışının temeli ve yaygın uygulaması “Lokmayı Bölüşme” pratiğinde yatar. Bizim kültür, inanç ve medeniyetimizdeki ilke ve kurallar doğrultusunda biz, lokmamızı 20. Asrın başlarından itibaren değil, taa Hicreti’in 2. Yılı, Şaban ayından, Şubat 624’de Oruc’un farz kılınmasından bu yana bölüşüyoruz. Oruç Mektebi, aslî görevimizle birlikte, merkezden çevreye doğru her birimize kurdurmuş olduğu Halil İbrahim sofralarıyla bize, lokmamızı bölüşmenin hazzını ve mutluluğunu yaşatır. Hem de o sofralar, “tavşana kaç, tazıyı tut” diyen Emperyalist ve Siyonist birlikteliğin sömürüp kanını emdiği Afrika’ya, madur ve mazlumun bulunduğu her yere bilhassa kadın- çocuk demeden Emperyalist-Siyonist bloğun desteğini arkasına alan İsrail’in öldürmeye devam ettiği Gazze’ye kadar ulaşır ve o kanlı zeminlerde bile o asil sofralar kurulur. Kısaca sosyal devlet anlayışını bütün dünyaya uygulamalı bir şekilde ilk öğreten ve öğrettiklerinin pratiğini gösteren oruç mektebidir.

 

ORUÇ MEKTEBİ MEHMETÇİĞİ CEPHEYE HAZIRLAR!

Sakın “Nasıl mı?”  diye sormayın… İzah edeyim… Mehmet cepheye gitmeden önce 14-15 yaşından itibaren oruç tutmaya başlar… Yaşı 20’ye varınca anası onu kınalar cepheye gönderir… Asker ocağı olağan üstü şartların hakim olduğu bir ortamdır. Dolayısıyla askerin, açlığa, susuzluğa ve uykusuzluğa karşı dayanıklı olması gerekir. Mehmetçik, asker ocağına gelmeden 5-6 yıl süreyle, her yıl bir ay oruç tutmak suretiyle, adeta cepheye hazırlanmış ve açlığa, susuzluğa, uykusuzluğa karşı bağışıklık kazanmıştır. O, her şeye hazırdır, endişeye mahal yok. Artık karşı taraf düşünsün. Zira O, yıldırımlar gelse bile onu göğsünde söndürecek güç ve imana sahiptir. Kısacası Mehmedciğin kazandığı her zaferde, oruç mektebinin eğitim payı inkar edilemez. Belki de küçük yaşta çocukların oruç tutma ısrarı bir an önce Oruç Mektebine kaydolup cepheye hazır hale gelme arzusunun tezahürüdür… Kimbilir…

Oruç Mektebinden en yoğun bir şekilde yararlanmanız niyazıyla her birinizin Ramazan’ını tebrik eder daha nicelerine kavuşmanıza dualar ederim.

 

 

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Celal Erbay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 31 Mart Düzce Belediye Başkanlığı seçimlerinde oyunuzu hangi adaya vereceksiniz?