Hayırlısı Allah’dan!

Bir bayramı daha ardımızda bırakıp, önümüzdeki bayramlara doğru sağlık sıhhat içerisinde, birlikte yürümeye devam ediyoruz. Bu süreçte, bayram içerisinde bu köşede sizlerle buluşmamız mümkün olmadı. Bu vesileyle her birinizin geçmiş bayramını kutluyor sağlık sıhhat içerisinde daha nicelerine ulaşmanızı Rabbimden temenni ve niyaz ediyorum.

Bu yıl Ramazan, her birimiz için hüzünlü bir ortamda geçti. Soykırımcı İsrail tarafından, sırf Filistinli olduğu için, yetişkin siviller dışında 30 bine yakın çocuk ve kadın öldürülmüş, bir buçuk milyonu aşkın insan evinden yurdundan sürülmüştü. Bunun ötesinde Miraç gecesiyle birlikte, ilk kıblegahımızın yaşamakta olduğu o büyük maduriyete bütün benliğimizle bir kere daha şahit olmuş, mahzun olan gönlümüzle birlikte dualarımızla Ramazan ayından medet ummuştuk.

Biz Türkiye olarak, tarihî sorumluluğumuzu göz önünde bulundurarak Mısır’la karşılıklı anlayış içerisinde Refah Bölgesi dahil Filistin’li kardeşlerimizin “İnsanî Yardım” statüsünde ihtiyaçlarını, olabildiğince karşılamanın gayreti içerisinde iken; İran, bölgeye yönelik rol çalma gayretlerini artırmış ve İsrail ile “it dalaşı”na hız vermişti.

Bu dalaşın pratiğe yansıması mahiyetinde İsrail 1 Nisan’da, İran’ın Suriye’nin başkenti Şam’daki diplomatik yerleşim merkezine yönelik hava saldırısı düzenlemiş ve bu saldırı sonucu İran Devrim Muhafızları Ordusu’na mensup 2’si general olmak üzere 7 asker ölmüştü. Bunun ardından İran, mukabil saldırıda bulunacağına dair, peş peşe açıklamalarda bulunmuş, bizzat İran Cumhurbaşkanı Reisî, maruz kaldıkları bu saldırının cevapsız kalmayacağını teyiden ifade etmişti.

“MÜSAİTSENİZ DRONE SALDIRISI YAPACAĞIZ!”

Evet neredeyse İran, “müsaitseniz Drone saldırısı yapacağız” dercesine 13 Nisan 2024 Cumartesi günü müteaddit defalar dillendirmiş olduğu doğrultuda, İsrail’e yönelik mukabil saldırıyı başlattı. Bu arada İran’lı yetkililer çok sayıda Kamikaze İnsansız Hava Aracı yanında, balistik ve seyir füzeleri kullandıklarını açıkladılar.

Bu saldırılar sonucu İsrail, ülkesine yöneltilen gerek İHA’ların, gerekse kullanılan diğer balistik ve seyir füzelerinin hedeflerine ulaşmadan havada imha edildiğini iddia ederken İran, “Başardık! Operasyon tamamlandı” şeklinde açıklamada bulundu. Yani maksat hasıl oldu, bir daha saldırmayacağız dercesine…

Bu karşılıklı açıklamaların ardından, sosyal medyada birbirinden farklı yorumlar dolaşmaya başladı. Hele bir komedyenin “Müsaitseniz saldıracak!!!” notuyla paylaşmış olduğu video farklı değerlendirmelere sebep olmuştu.

 

PEKİ, İRAN’IN BU SALDIRISININ ÜRETMİŞ OLDUĞU PRATİK SONUÇ NEDİR?

07 Ekim’den bu yana devam eden İsrail Soykırımı, bilhassa 30 bini aşkın çocuk ve kadının kasden ve teammüden öldürülmesi, Refah Bölgesi’ne yönelik kara harekatı denemeleri ABD’de kamuoyunu İsrail’in aleyhine döndürmüş ve Biden artık Netanyahu’ya karşı tavır koymaya başlamıştı.

İran, her ne kadar meşru müdafaa hakkımızı kullandık diyorsa da, İran’ın bu saldırısı pratikte Biden’ın tatilini yarıda kesmesine ve ABD’nin şartsız bir şekilde, her halükarda İsrail’in yanında yer almasına gerekçe teşkil etmiş oluyordu. Sanki ABD’yi ve onun adına “ben daha iyi bir siyonistim” diyen Biden’ı İsrail’in yanına iteklemek için düzenlenmiş olan bir mizansen…

Yoksa bizim açımızdan bakıldığında; yani Anadolu Ruh Kökü’nün canlanıp, tarihî kökleri doğrultusunda  kendine gelip, ayaklarının üstüne basarak tarihî misyonu doğrultusunda Türkiye‘nin etkin ve çevresinde  müessir olması ne İran’ın ne de İsrail’in işine gelir. Hiç biri böyle bir sonuçtan hoşlanmaz.

Ama biz, her şeye rağmen bölge barışından yanayız. Her ne kadar İran’ın BM Daimi Temsilciliği “Bu iş şu an sonuçlandı sayılır” şeklinde bir açıklama yapmış ise de, New York Times’ın “İsrail, İran’a misilleme saldırısından vazgeçti” şeklindeki açıklamasına rağmen, bize göre her zaman için İsrail’in misillemede bulunması beklenen bir ihtimaldir.

Zira İran’ın saldırısı, gevşeme sürecine girmiş olan İsrail-ABD  arasındaki  bağları güçlendirmiş, Biden ile Netanyahu arasındaki buzları eritip, aralarındaki ilişkiyi ısıtıp sıcak dost statüsüne taşımıştır.

Ama ben, bu dünyada emperyalist-siyonist blokun dışında, en az onlar kadar yaşama hakkına sahip insan topluluklarının olduğunu hatırlatıyor, yine de kendilerine teenni tavsiye ediyorum. Hayırlısı Allah’dan!

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Celal Erbay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 31 Mart Düzce Belediye Başkanlığı seçimlerinde oyunuzu hangi adaya vereceksiniz?