Melisa DEMİRAL
Melisa DEMİRAL

Gazete: Düzce Postası

Psikolojik Danışman

Deprem sonrası insan psikolojisi

  • 24.12.2022 11:21
  • (1)

23 Kasım 04.08 Düzce. Yaşamanın anlamını düşündüren, ölümle yüzleşmemize neden olan o afet. Hepimize çok geçmiş olsun. Hem fiziksel, hem psikolojik olarak çok yorulduk. Toparlandık, toparlanmaya devam ediyoruz. Şükür ki can kaybımız yok. Bu depremin üzerinden neredeyse üzerinden bir ay geçti. Peki bizde neler oldu? Psikolojik olarak neler yaşadık? Hangi evrelerden geçtik? Kendi psikolojimizin sesine kulak verelim, konuşalım.

Deprem, bulunduğu coğrafyada yarattığı yapısal yıkıma ek olarak, bireylerin hayatlarını derinden sarsma ve psikolojik etkiler yaratma gücüne sahip olan bir doğa felaketidir. Deprem gibi bir felaket sonrasında beden iki türlü tepki verir.

1)      Savaş-Kaç Tepkisi: Kendimizi bu felaketten korumaya yönelik bedende sinir sisteminin otomatik olarak verdiği tepkidir. O esnada salgılanan hormonlarla beraber bacak bölgesindeki kasların gerginleşmesi, nefes alıp vermede sıklık, kısa nefesler vücudun verdiği otomatik tepkilerdir.

2)      Yeniden Anlamlandırma: Doğduğumuz andan itibaren dünyayı ‘’güvenli alan’’ olarak kodluyoruz ve adapte oluyoruz. Fakat deprem gibi ruhen baş edemediğimiz olumsuz deneyimlerle dünyanın güvenli bir yer olduğu inancı kökten sarsılıyor ve başımıza gelen bu felaketi anlamlandırma ve kendimizi rahatlatmaya çalışma yoluna gidiyoruz.

Deprem Sonrası Vücudumuzda Neler Oluyor?

Konsantrasyonu kaybetme, uykuda zorlanma, tedirginlikle gelen yoğun baş ve karın ağrıları gibi fiziksel tepkiler vermemiz son derece doğaldır. Yaş ve gelişim dönemi farklılıklarıyla beraber yoğun öfke, suçluluk ve üzüntü hissedilmesi olağandır. Bu gibi duygular düşünce sistemimizi de çeşitli bozulmalara sebep olabilir. Yoğun düşünceler içinde olma, afet anını yeniden düşünme, hatırlama gibi bilişsel yetilerde gerilemeler söz konusu olabilir. Kişiler afeti hatırlatan yerlerden, kişilerden, işlerden kaçma ve kaçınma davranışı geliştirebilir. Yabancılaşma ve sosyal içe çekilme (içe kapanma) durumları gözlenebilir. Bu gibi tepkiler, belirli fazlara ayrılarak yaşanmaktadır. Bu fazları inceleyelim:

 

Psikolojik Tepkilerin Dönemleri:Şok-Pasifleşme-Toparlanma

1.      Dönem: Şok Dönemi: Bu dönemde kişilerde duygusal olarak küntleşme dediğimiz, duygusuzlaşma hali ortaya çıkabilir. Şaşkın, donakalmış psikolojik şoktadır. Zaman, yer, kişi kavramları şaşar. Gerçekleşen olayı anlamlandıramama, bunun üzerinde gelen üst üste duyguların hücumuyla kişinin bunu bastırma çabası olarak da adlandırılabilir. Her şeyin yabancı gibi gözüküyor olması da görülen bir durumdur. Buna ek olarak bazı bireylerde panik davranışlar görülebilir. Kaçarsam kurtulurum gibi benmerkezci bir eğilimle kendini bulunduğu birinci, ikinci kattan atlayanlar da buna dahil edilir. Bu şok evresi ilk iki günü kapsar. İkinci günden sonra tepki evresine geçilir.

2.      Dönem: Pasifleşme Dönemi: Kişi yoğun bir hüzün, üzüntü ve öfke yaşayabilir. Uyku sorunları, sosyal yaşamdan izole hissetmek bu dönemin hissettirdiklerindendir. Telkine açık, yardıma gelenleri dinler ama sanki bebeklik dönemine dönmüş gibi pasif ve bağımlıdır. Basit bir şeyi bile yapamayacak yetersizlikte olabilir.

3.      Dönem: Toparlanma Dönemi: Bu dönemin başında kaygı üst seviyededir. Telaş ve heyecan sürmektedir. Deprem anını düşüncelerinde, rüyalarında sürekli yaşar. İrkilme, uyarılma ile sıçramalar devam eder. Uyku derinliği bozulur. Abartmaya ve kötü senaryolara kulak verme eğilimine girer. Fakat bir süre sonra sağlıklı bir toparlanma evresindeki kişi, yaşanan olayın diğer anıların yanında bir anı olarak yapılandırılıp hafızaya atabilir. Kişi, yaşadığı olayla ilgili hafızasına gelen şeyleri eskisi kadar hatırlamaz. Hatırlasa bile ilk üç dönemde gösterdiği duygusal reaksiyonları aynı şiddette göstermemeye başlamıştır. Artık deprem anısını diğer anıların yanına attığı için gelecek odaklı düşünme, umutlu hissetme, planlar yapabilme, günlük aktivitelere dönebilme bu evrenin özellikleridir.

Bireysel Olarak Ne Yapalım?

Duygularımızı bizi anlayacağını düşündüğümüz birine açabilmek, konuşabilmek ve hislerimizi paylaşabilmek bizi bir noktada çok rahatlatacaktır. Günlük tutmak, duygularınızı ve düşüncelerinizi yazmak, içinizde o tıkanan duyguların boşalmasına yardımcı olabilir. Çok fazla o anı düşünüyorsak, yine yazarak bir maddesel forma çevirmek, yeniden o düşüncelere dönüşü engelleyecektir. Günlük aktivitelere dönüş aşamasında basit rutinler oluşturup ona bağlı kalmaya çalışmak da gelecek odaklı yaşantıya adapte olma aşasında yardımcı olacaktır. Fakat kişi, yukarıda bahsettiklerimle beraber depremin üzerinden bir ay geçmesine rağmen hala çok yoğun korku ve keder yaşıyorsa, günlük yaşama geri dönmekte zorlanıyorsa, kendisine ve etrafa zarar verme riski taşıyorsa profesyonel destek sağlanması düşünülmelidir. Bu durum Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile ilişkilendirilebilir. Haftaya ‘’Travma Sonrası Stres Bozukluğu’’nu detaylıca ele almak dileğiyle, sağlıklı kalın.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Osman ağa
    Osman ağa
    25.12.2022 19:25

    Gerçekten başarılı bir yazı , doktor hanıma başarılar hastalarına ve misafirlerine acil şifalar dilerim

E-Gazete

  • 28.01.2023

E-Gazete Arşivi

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız