• 29.08.2014 00:00

Düzce’de sokak ve caddeleri ne kadar temizlemeye çalışırsan çalış. Çöpçü arkadaşlar süpürüyor, üç dakika geçmeden arkası yine çöplük oluyor.

 

Yaa arkadaşlar… Tertemiz olan bu yolları, sokakları daha şimdi temizlediler. Allahaşkına hemen çöp atmak veya çöp dökmek mi gerekiyor?

 

Karşınızda çöp bidonu var, gidip oraya atsanız olmaz mı? İlla ki yola mı atmanız lazım. Sonra sigara izmaritlerini, pet şişelerini, poşetlerinizi, kağıtlarınızı fırlatıp atıyorsunuz. Bunu yaparken zevk mi alıyorsunuz?

 

Siz ne yaparsanız yapın. İnsanın içinde temizlik yoksa her yer böyle çöp olur. Bazı caddelerden arabalar ağır ağır gidiyor. Şoförün yanında oturan bay ve bayanlar camlarını açıp çöplerini arabadan aşağı atıyorlar.

 

Gel de çıldırma… Gel de bu insanlara selam söyleme… İnanın bana insanlığımdan utanıyorum. Bu gibi insanlara çöp insan diyesim geliyor.

 

Siz hiç evinizin içine çöp atıyor musunuz? Yanan sigaranızı, boşalan pet şişesini, yırttığınız kağıtları evinizin içine atıyor musunuz?

 

O biraz sıkar canım… Sıkıysa atın göreyim…

 

O halde cadde ve sokaklara niye atıyorsunuz. Başkalarını niye rahatsız ediyorsunuz. Bu yollar, bu caddeler, bu sokaklar size ait değil. Babanızın tapulu malı değil, tüm insanların ortak kullandığı bu yerleri kimsenin kirletmeye hakkı yoktur.

 

Geçenlerde esnaf bir arkadaşım yola çöp attı. Kendisine şakayla karışık bir uyarı yaptım. Arkadaş tertemiz yola bu çöpü niye attın dedim.

 

Verdiği cevaba bakar mısınız? Çöpçülerin işi ne temizlesin.

 

Gel de buna cevap ver. Düzce onun için bir adım ilerlemiyor. Düzce onun için çöplük içinde kalıyor. Bu Düzce beddualı mıdır nedir dedim kendi kendime…

 

Allahım böyle insanları Düzce’ye seçerek mi gönderdin dedim. Yani bu esnaf çöp atmazsa çöpçüler boş kalacak. Kafaya bak yaaa….

 

Dedim ya… Temizlik insanın içinde olacak. İnsan tembelse, insan üşeniyorsa, insan yollara çöp atıyorsa, o kişiye çöp demek yanlış olmaz.

 

Geçtiğimiz ramazan ayının kandil akşamı arkadaşlar Bolu’ya bağlı Şeyh Tokad-i Hazretleri’nin bulunduğu türbeye gidelim dediler.

 

Aracımıza bindik gittik. Türbeye vardığımızda iğne atsanız yere düşmez. Araç parkları aşağılardan yukarılara kadar sağlı sollu dolarak, ilerlemeniz zora giriyor.

 

Bir de şu park etmesini bilenler olsa sorun olmayacak. Neyse türbeye girdiğimizde saat 00.30’u gösteriyordu. İftar vakti daha kalabalık olduğunu söylediler.

 

Piknik yapanlar, türbede dua edenler, camide namaz kılanlar, banklarda oturanlar, yerlere sofra kuranlar, alışveriş yapanlar derken burası ana-baba günü idi.

 

Havası ise mükemmeldi. Serin ve oksijeni bol olan bu yer, ağaçlarla kaplı idi. Her şey çok güzeldi. Kötü olan tek şey ise buranın pis olması idi.

 

Tuvaletleri bakımsızdı. İnsanların bıraktığı çöplerdi. Evet her tarafta çöp bidonları olmasına rağmen, insanlar oturdukları yerleri çöp içinde bırakıp gitmişler.

 

Bize verilen tüm güzellikleri biz neden pislik içinde bırakıyoruz.

 

Dedim ya temizlik insanın içinde olmalı. Biz her yeri çöp içinde bırakırsak, bir gün birisi çıkıp ta bize çöp derse, kimse kızmasın.

 

Esenkalın…