• 21.12.2021 00:00
  • (1)

Dünyaya yayın yapan ulusal televizyonlarımız Türkiye’nin tüm rezilliklerini sergilemeye devam ediyorlar.

Sabah başlayan programlar akşam haberlerine kadar sürüyor. Hızını alamayan bazı ulusal tv kanalları gündüz kuşağındaki programlarını gece yarısı başlayıp sabahın ilk ışıklarına kadar tekrar yayınlıyorlar.

Ağlasak mı? Üzülsek mi? Kızsak mı? Gülsek mi anlamadım gitti. Bazı programlar haddini aşarken bazı programlar ders verir nitelikte oluyor. Reyting yapacağız diye her kılığa giren programların sayısı her geçen gün artıyor.

Sabah saat 10.00’da Müge Anlı ile başlayan programlar öğleden sonra tüm hızıyla sürüyor. Susma, Gerçeğin Peşinde, Esra Erol diye devam ediyor.

Efendim bu programların içinde Gelinim Mutfakta diye bir yarışma programı var. Kıyametler kopuyor. Kaynana ile gelinler birbirine giriyor.

Yine akşamları Masterchef yemek programı var. Yarışmacılar birbirini yiyor. Yahu diyorum hiç doğru dürüst bir program yok mu?

Eğitici programlar, eğitici filmler, eğitici yarışmalar, eğitici müzikler, eğitici diziler, eğitici dini dersler gibi değişik değişik programların olmasını kim istemez ki?

Anlaşılıyor ki vatandaşlarımız heyecanlı programları daha çok seviyor. Bu tür programlara daha çok önem veriyor.

Kimisi evliyken başkasına kaçmış. Kimisi kaybolmuş. Kimisi cinayet çözmeye çalışıyor. Kimisi dolandırıcılık yapmış. Kimisi bilmem ne yapmış diye diye ortalık karışıyor.

Hatta öyle pozisyonlara şahit oluyoruz ki ibretlik olayları görüyoruz. Evli iken başkasına kaçan bir bayanı eşi programa başvurarak arıyor.

Program yöneticileri kaçan eşi buluyor ve stüdyoya getiriyor. Karı-koca karşı karşıya geliyor. Ne yazık ki bayan kaçtığı adamla el ele tutuşmuş ve kocasının karşısına oturmuş.

Eski eş ile yeni eş birbirlerine bey diye hitap ediyorlar. Ağız dalaşına girerek stüdyoyu altına üstüne getiriyorlar.

Programı düzenleyen kanal reyting yapmış oluyor. Bu arada binlerce kişi ekranlara kilitlenerek olayları ibretle izliyorlar.

Bunu yazmamın sebebi şudur: bu tip programlar özenti saçıyor. Bu tip programlar yeni nesillerin ve cahil kesimlerin beyinlerini yıkıyor. Düşünceleri değiştiriyor.

Eskiden evlenme programları vardı. Bu programlar aşırı şikayetlere yol açınca ekranlardan kaldırıldı. Yani yasaklandı ve herkes rahat bir nefes aldı.

Bu tür programlarda herkes eş aramaya geliyordu. Hatta bir programda bayanın biri kendisine talip olan kişiye ‘’senin maaşın benim mazot parama yetmez’’ diyerek aşağılamıştı.

Bunlardan kurtulduk ama şimdi de başka programlarla gündeme geliyoruz. Yahu ne oluyor bizlere? Neden bu tür programlara izin veriyoruz?

Dizilere kilitlenen aile bireyleri dizilerdeki yaşantıları kendi aileleri içinde yaşamak istiyorlar.

Allah aşkına bir sanatçı 3 saatlik yılbaşı programı için 2 milyon liraya anlaşıyorsa, asgari ücretli bir kişi sanatçı ile bir olabilir mi?   

Bir dizi oyuncusu bölüm başına binlerce lira alıyorsa, asgari ücretli bir kişi dizi oyuncusu ile bir olabilir mi?

Diyeceğim şu ki; özenti içine girmeyelim. Sanatçılar ile boy ölçüşmeyelim. Onların yaşam tarzına göre davranmayalım. Yorganı kendi ayağımıza göre ayarlayalım.

Bu programlarda yaşananları görüyoruz. Sosyal medyalara kanıp inanıp kendi geleceğimiz ile oynamayalım.

Çoluk çocuğumuzun hayatlarını karartmayalım. Kendi egolarımızı tatmin edeceğiz diye yuvalarımızı yıkmayalım.

Böyle programlar olacağına eğitici programlar olsa daha iyi. Allah hepimizin sonunu hayır eylesin.

Esenkalın…