• 18.01.2022 10:05

BOLU Abant İzzet Baysal Tıp Fakültesi’nde bekleyişimiz sürerken Seben’den, Boğaziçi beldesinden, Bolu’dan 3 hasta daha inme merkezi denilen yoğun bakıma getirildi.

İnanın bana hastanede kimin ne yaptığını anladıysak namert olayım. Pembe, yeşil, kırmızı, bordo, beyaz elbiseli bir çok kişi arı gibi sağa sola gidiyor geliyor. Kapılardan içeri girip çıkıyor. Kimilerinin ellerinde telefon kimileri sohbete dalmış, kimileri elinde kağıt, kimileri çay içiyor, kimileri hastane kantininde çay içiyor, kimileri çalışıyor, kimileri oturuyor.

Yani kimin ne yaptığı belli değil. Biz bile hastamızın durumunu kime ne soracağımızı şaşırdık. Yoğun bakım doktoru sorumlu kişinin nöroloji doktoru olduğunu söylüyor. Biz nöroloji doktoruna ulaşmak için kapısında saatlerce bekliyoruz. İnanın 1 hafta içinde kendim hasta oldum.

Annemize MR çekileceğini duyar duymaz koştuk. Sedye ile çekime giderken anne biz buradayız, korkma, rahat ol dedik. Annem yarı baygın yavruumm diyebildi. Ardından zor anlaşılabilecek şekilde beni eve götürün dedi ve tekrar yoğun bakıma alındı.

Aradan 5 gün geçti ve annemizin servise çıkarılacağı haberini aldık. Az buçuk konuşan annem susmuştu. Hepimiz şaşkındık ve ne yapacağımızı şaşırdık.  

Nöroloji servisi ile Enfeksiyon servisi yan yana idi. Nöroloji servisinde yer olmadığı için annemi enfeksiyon servisine yatırdılar. Biz annemizi günler sonra gördüğümüz için mutlu olurken hastane şaşkınlığını yaşarken hiç bir şey düşünemiyorduk.

Nöroloji doktorları ve hemşireleri bütün sorumluluğu enfeksiyon hemşirelerine devrettiler. Enfeksiyon hemşireleri verilen talimatları bize anlattılar ve hastamıza biz bakmaya başladık.

Hemşireler sadece tansiyon ve nabız ölçüp gidiyorlardı. Bazen de serum takıyorlardı. Enfeksiyon hemşiresi ne anlar nöroloji hastasından değil mi?

 Sabah olduğu zaman doktorlar nöbet değişimi sırasında kendi hastalarını diğer doktora aktarırken durumlarını izah ediyorlar. Annemin kritik olduğunu anlamamak mümkün değildi.

Biz de annemizin mamasını ve suyunu burnundan veriyorduk. Yan yatırmaya çalışıyor yara olan sırt ve bel kısımlarını merhem ile tedavi etmeye çalışıyorduk.

İlk defa gördüğümüz bir doktor annemin tomografi filminin çekilmesini istedi. Ve korktuğumuz başımıza geldi. Beyin damarlarında hasarın oluştuğu ayrıca enfeksiyon kaptığı ortaya çıktı.

Az buçuk konuşan ve dediğimizi anlayan annem son günlerde konuşmuyor sadece bakıyordu. Meğerse enfeksiyon kapmış ve durumu git gide fenalaşmıştı. Biz doktor olmadığımıza göre bir şey anlamamıştık.

Düşünsenize nöroloji servisine kimi hasta yatırılıyor kimi hasta taburcu oluyordu. Ama annem ne hikmetse enfeksiyon servisinde  bekletiliyor ve bir türlü nöroloji servisine alınmıyordu.

Biz durumu anlayınca hemen annemizi Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’ne getirmeye karar verdik.

Düzce Sağlık Müdürü Yasin Yılmaz’ı aradık. Durumu anlattık ve kendisinden yardım istedik. Benden Epikriz raporunu istedi. Ben de A.İ.B.Ü. Nöroloji Doktoru olan bayandan raporu rica ettim. (ismi bende mevcut).

Vallahi sabah 9’da söyledim akşam üstü raporu verdiler. Yani hastamızın gitmesine izin vermek istemediler. Hemen telaş başladı ve bir rapor yüzüne koskoca günü ve gecesini yine enfeksiyon servisinde geçirmek zorunda kaldık.

Raporu Düzce’ye gönderdik ve Düzce’deki ve Bolu’daki doktorlar kendi aralarında istişarede bulunmuşlar.

Bu arada Düzce’ye döneceğiz diye hem sevinçliyiz hem de annemiz fenalaştı diye üzüntü yaşıyorduk.

Düzce’den hastanızı getirebilirsiniz denildiği an mutlu olmuştuk. Sağlık Müdürü Yasin Yılmaz, Uz. Dr. Ercan Pesen’in annemi kabul ettiğini bizlere bildirdi. Kendi toprağımız kendi evimiz Düzce’ye gelecektik.

Yine bir sürü yazışmalardan sonra ambulans temin ederek annemizi Bolu’dan Düzce’ye getirmek için dakikaları saymaya başladık.

Bolu teçhizat bakımından üstün bir hastaneye sahip bulunuyor. Ne var ki bizlere üzen şey karşımızda muhatap bulamamak oldu. Ayrıca yoğun bakımdan çıkmış bir hastanın enfeksiyon servisine yatırılması bizlere mantıklı gelmedi.

Sonunda enfeksiyon kapan annemizin durumu daha ciddi boyutlara ulaştı. Neden diye kendi kendimize sormaya başladık.

Yazıma yarın kaldığımız yerden devam edeceğim.

Esenkalın…