Karnımız tok gözümüz aç

  • 25.10.2022 10:23
  • (1)

SON yıllarda çaresi bulunamayan hastalıklar çıkmaya başladı. Nereden geldiği, nasıl bulaştığı belli olmayan hatta görünmeyen bir hastalığı dünya olarak geride bırakmaya çalışıyoruz. Neydi bu hastalığın adı? KORONAVİRÜS, POZİTİF, PANDEMİ, COVID-19, KORONA… Falan filan isimlerle adlandırdık.

Şimdi görünmeyen ve nereden geldiği belli olmayan bir hastalık daha ortalarda dolaşıyor. Bunun adı yok, çaresi yok, ilacı yok, tedavisi yok. Nedir bu hastalığın adı? KARNIMIZ TOK GÖZÜMÜZ AÇ…

Bu hastalığa çare bulunamıyor. Son zamanlarda bazı insanlar da değişimler başladı. Kazandıkça kazanmak, biriktirdikçe biriktirmek, ezdikçe ezmek, Kamyonlar dolusu gelirimiz olmasına rağmen hala oldukça olsun istiyoruz.

Yahu bu kadar kudurmanın bu kadar azmanın manası ne? Anlamı ne? Neden bu kadar doyumsuz olduk?

Veren de Allah alan da Allah olur. Paylaşım yok, acıma yok, yardım etmek yok ama cimrilik çok…

Gerçekten bu para var ya bu para insanların hayatını değiştiriyor. Bırakın insanları değiştiriyor. Parası olanların yürümeleri, oturmaları, konuşmaları bile değişiyor.

Sözlerim herkes için geçerli değil. Kendilerini bilenler biliyor.

Efendim… Deprem afetini yaşadığımız günleri hiç unutmuyorum. Zenginler ile fakirler aynı olmuştu. 1999-2000 yılları arasında bir çadır, bir prefabrik alabilmek için valiliğin önünde isim yazdırmaya çalışıyorduk. Bir kap yemek alabilmek için sıraya girer ellerimizde eski tencereler ile Kızılay’ın sıcak yemek getirmesini beklerdik.

Hatta unutmuyorum öğretmen olan karı-kocanın sözleri aklımdan hiç çıkmıyor. Çocukları olmayan bu öğretmen karı-koca aldıkları her maaşlarını taksitler halinde dairelere yatırım yapmışlar.

Tam 6 tane daire almışlar. Yememişler, içmemişler, evlerine bir eşya almadan her ay taksit ödemişler. Depremde ayakta kalan tek daireleri kalmamış. Deprem esnasında yandaki komşularına sığınmışlar.

Çünkü komşularının evi tek katlı ve sağlam kalmış. Evin içinde bir kanepe, masa sandalye, kap-kaçak, yatak ve yorgan ile soba varmış.

Ve öğretmen karı-kocanın ibret verici sözleri şöyle olmuş: ‘’Bu tamahkarlık bizi ne hale getirdi. Yemedik içmedik de ne oldu? Üstümüze bir elbise almadık da ne oldu? Gezmedik de ne oldu? Hayatımız yaşamadan bitti. Sizin bu eviniz bize ne kadar güzel geldi. Allah sizlerden razı olsun bizlere kapınızı açtınız. Bu hırs bizi mahvetti. Bu tamahkarlık bizi ne hale getirdi.’’

Aradan 23 yıl geçti. Şimdi günün modası ne ise onu takip ediyoruz. İnsanlar tabii ki imkanları ölçüsünde istediklerini yapacaklar.

Benim neden böyle bir yazı yazdığımız anlayan anlamıştır. Azmak, kudurmak, şımarmak, oldukça olsun yeter ki bana olsun, sadece ben de olsun hastalığı yayılmaya başladı.

Düzce’ye faydası olmayan, Düzce’ye bir çivi çakmayan, garibana yardım etmeyen, fakirlere el uzatmayan, karnı tok yatıp açları düşünmeyen bir hastalık yayıldıkça yayılıyor.

Hiç kimseye faydası olmayan bu kişiler pişkin pişkin, ‘’Benle mi kazandılar yardım edeyim’’ demekten utanmıyorlar.

Düzce’de öyle insanlar var ki mal varlıklarını kendileri bile bilmiyorlar.  Hala bu kişiler hırsla para peşinde koşuyorlar.

Hatta bazıları var ki yıl sonunu iple çekiyorlar. Kiracılarına kan kusturmak için fırsat bekliyorlar.

Yukarıda belirttiğim gibi bu hastalığın çaresi de tedavisi de yok. Karnımızın tok olmasına rağmen başkalarının yaptıkların da yediklerin de içtiklerin de hala gözleri olanlar var.

Kimsenin kazancında ya da mal varlığında gözümüz yok. Allah daha çok versin. Ne var ki şükür etmeyen şükür nedir bilmeyen bu kişilere bu yazıyı yazıp örnek olmak istedim.

Öyle bir hale geldik ki dairemize göre eşya döşüyoruz. Üstümüzdeki kıyafete göre ayakkabı çanta alıyoruz. Belli bir zaman sonra oturduğumuz evden sıkılıp villa tipi ev alıyoruz. O da kesmiyor havuz yaptırıyoruz. O da yetmiyor Avrupa gezilerine çıkıyoruz. Yani milletle yarış ediyoruz. Onlar da bir tane varsa ben de 10 tane olsun istiyoruz.

Vay benim memleketim vay… Nasıl bir hastalığa yakalandı hala anlayamadık. Allah bizlere yardım etsin. Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın. Allah bizleri bu hastalıktan bir an önce kurtarsın. AMİN…

Esenkalın…   

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Abdullah Çelebioğlu
    Abdullah Çelebioğlu
    26.10.2022 02:34

    Çok doğru tespitler... Tebrik ederim.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız