• 16.12.2021 00:00

SEVGİLİ dostlar; en az 150-200 yıl öncesinden bu yana, bu aziz millet, ecdad yadigarı bu vatan topraklarında, zaman-zaman Emperyalist-Siyonist birlikteliğin, günümüzdekinden daha organize ayak oyunlarına, sinsi plan ve müdahalelerine şahit olmuştur.

O mel’un organizasyon o kadar sinsidir ki; başka çaresi kalmadığı için bizim siyasi bağımsızlığımıza saygı duyduğunu, zorda kaldığı için, iki yüzlü,  bir tarafı gülerken diğer tarafı hayıflanan çehresiyle her ne kadar kabul ve beyan etse de, kendi içinde ekonomik olarak bizim kanımızı emmek, iliklerimizi boşaltmak ve bize kendilerini benimsetmek için bin bir hesap yapar.

İşte bunun içindir ki, toplumların ekonomik bağımsızlıkları, en az onların siyasi bağımsızlıkları kadar önemlidir. Aksi takdirde başkalarına uydu olmaktan, parya ve sürüngen kalmaktan kurtulamazlar.

Tarih boyunca hür doğmuş hür yaşamış Müslüman Türk Milleti “ölürsem şehit, kalırsam gazi” parolasıyla destanlar yazarak İstiklal Harbi ile bir kere daha elde etmiş olduğu siyasi bağımsızlığını, son 20 yıldan bu yana yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta elde etmiş olduğu başarılı sonuçlarıyla pekiştirmiş, bu sefer millet adına irade beyanında bulunmaya en yetkili makamıyla Ekonomik Bağımsızlığını bütün dünyaya fiilen ilan etmiştir.

Gerçi bu güne kadar ekonomik bağımsızlığımıza yönelik dejenerasyonlar yapılmadı değil. Ama her seferinde bunu anlamak istemeyenler, anlasalar bile böyle bir şey yapacağımıza inanmıyor, inansalar bile içimizdeki yandaşlarıyla bu tür onurlu teşebbüs ve davranışlarımızı durdurabileceklerine inanıyorlardı. Durdurmak için de, şu ana kadar ellerinden gelen her şeyi yaptılar, ama başaramadılar.

Şimdi ise son olarak paramızla oynuyorlar… Küresel sermayenin, kısacası kendilerini paranın gerçek sahipleri olarak kabul eden güruh, içimizdeki yandaşlarına ümit verircesine paramızla oynuyorlar. Oynamaya 2023’e kadar da devam edecekler. Ama bunların hiçbiri, ne dışardakiler ne de içerdekilerin hiçbiri Ekonomik Bağımsızlık yolundaki Türkiye’yi durduramayacaktır. Buna güçleri yetmeyecektir. Zira hür doğmuş, bugüne kadar hür yaşamış olan bu asil millet fikir ve gönül birliği içinde dimdik yoluna devam edecektir.

 

EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIN EMARELERİ;

  • Merkez Bankası

Bu yerli ve milli gönlün sahipleri Ekonomik Bağımsızlık harekatına ilk olarak Merkez Bankası’ndan başladı. Dışarının ve onların yerli işbirlikçilerinin sıkıntılarının ana sebebi, millet iradesinin Merkez Bankasındaki Millet’in payının miktarı hususunda merakını ortaya koyması idi. Bu merak ve onu takip eden ilgi sonucu Merkez Bankasındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin hisselerinin oranı %50’nin üzerine çıkarılmıştı. Ama yeterli değildi. Zira oluşumun içerisindeki yerleşik ve kalıplaşmış olan, bilhassa İngiltere kaynaklı yapı, bütün dünya Merkez Bankalarıyla irtibatlı ve onları yönlendiriyordu.

Bugüne kadar hiç kimse bu oluşuma laf söyleme cesaretini gösterememişti. Bir de dışardakilerin ve içeridekilerin ağzında madmada = dolu dolu söylenen ve sanki mutlak hüküm ifade eden bir cümle vardı; “Merkez Bankası Bağımsızdır.” İzahı zor bir cümle! Şimdi sormak lazım; bu Türkiye Cumhuriyetinin Merkez Bankası ise, peki bu banka kime karşı bağımsızdır? Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası demekle, onu devletin hakimiyet ve hükümranlık sınırları dışına mı çıkarmayı hedefliyorsunuz yoksa? Ne yazık ki onların kafasındaki fiilî durum bu!... Bugüne kadarki sürecin aksine, milletin iradesi ile işbaşına gelmiş olan Cumhurun Reisi, bu anlayışın kovanına çomak soktu ve böylece Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı yolunda milletin yüreğine su serpmiş oldu.

Cumhurun Reisi, 10 yıldan bu yana “Dünya 5’den büyüktür” derken, aynı zamanda dünyanın, para babalarından da büyük olduğunun, zalimlerin mazlumları daha fazla ezemeyeceklerinin de sinyallerini veriyordu. Elbetteki baronların, kendini dünyadan daha büyük gören emperyalist güçlerin bu duruma bir tepkisi olacaktı. Ama ilginç olan, daha önce anti-emperyalist olarak bilinenlerin, adeta emperyalistler adına, sırf Türkiye kendini kurtarmasın diye tepkilerini ortaya koymak üzere sokağa çıkmış olmalarıydı.

Elbetteki hiçbirimiz doların yükselmesini istemeyiz. Ama biz, başımıza bu durumların geleceğini bile-bile, Ekonomik Bağımsızlığımızın peşine düştük. Milletimizin ve neslimizin geleceğini kurtarmak, devletimizi ilelebed baki kılmak için ya bu tepki ve oyunlara katlanacağız, ya da havlu atıp bırakıp gideceğiz. O’da asla bize yakışmaz. Zira biz, İmparatorluk geçmişi olan ve ümmeti temsil eden bir milletiz. Bu millet BÜYÜK olmak zorundadır. Tarih göstermiştir ki; bizi köşeye sıkıştırmak, üstüne üstlük kalkıp da, bir de bize oyun oynamak mümkün değildir. Bu millet mazlumun ümidi, zalimin korkulu rüyasıdır.

Herkes bilsin ki bu millet kendi öz değerleriyle bütünleşmiş, Yaradan’ın hoşnutluğunda eriyip Liderinin sadakatında birbirini kardeş belleyip, sevgi yumağına dönüşmüştür. O kadar ki; yıllarca Bakanlık, Başbakanlık yapanlar bile Gövde’den ayrılıp gittiklerinde beraberlerinde %1( yüzde bir)’i bile koparıp götürememişlerdir. Kısaca bu sevgi yumağı canlılığını ve bütünlüğünü hala devam ettirmektedir.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

Not: Haftaya “ Ekonomik Bağımsızlığın Emareleri”ne devam edeceğiz.