Prof. Dr. Celal ERBAY
Prof. Dr. Celal ERBAY

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı

Güncellenen sevgi yumağı

  • 24.03.2022 08:50
  • (1)

SEVGİLİ dostlar; sizlere bugüne kadar ruhumun derinliklerinden kopup gelen, her birinizin şahsına yönelik varlığını gönlümde hissettiğim “sevgi” demetime, onun yanına en çok yakışan  “dostlar” sözcüğünü ilave ederek hep hitap ettim... Sevgi, diğer bir adıyla “muhabbet”, bütün güzelliklerin, iyiliklerin, başta ahde vefa olmak üzere insanı yücelten beşerî hasletlerin mayalanıp, mücerretten müşahhasa dönüştüğü, ana zemin ve enerji kaynağıdır.

Boşuna dememişler ”Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne ola hasıl?”

Muhammedî muhabbeti, gönül ve sevgi bağının ana zemini olarak belirleyen bu asil millet, o kucaklayıcı sevgi demeti etrafında oluşturduğu birlik ve beraberlik ile Malazgirt dahil önüne çıkan bütün engelleri aşmış, bazan hedefine ulaşmak için Ferhat misali dağları delmiş, bazan Muhammedî muştuya ermek için karadan donanmaları Haliç’e indirmiş. Bazan da, donanmaları karadan yürüten o yiğitlerin armağanı olan bu aziz İstanbul’un iki yakasını, Muhammedî muhabbetin günümüzdeki sevdalıları denizin altından açtıkları tünellerle, hem raylı hem de lastikli vasıtalara yol açmakla kıtaları birbirine kavuşturmuşlardı.

O sevdanın ürettiği birliktelik yalnız İstanbul’un iki yakasını denizin altından birbirine kavuşturmakla kalmamış; sevginin yaygınlaşması, hasretin sonlanması, gönüllerin yurt sathında huzura ermesi için yolları bölmüş, dağları tünellerle delmiş, vadi ve nehirleri viyadük ve köprülerle aşmış, sevenleri kavuşturmuş, ulaşımda yalnız kara parçasını değil, havayı da devreye sokarak Hava Yolunu Halkın Yolu’na dönüştürmüştü.

O sevda peşinde koşan yiğitler, en son olarak 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde, Çanakkale’ye “Geçilmez” damgasını vuran ŞÜHEDA’nın ruhaniyetine ithaf edilmek üzere dünya çapında bütün “EN” leri üzerinde taşıyacak şekilde 1915 Çanakkale Köprüsü adı altında Çanakkale Boğazı’na bir pırlanta gerdanlık taktılar ve bunun mutluluğunu canlı yayınlar vasıtasıyla bütün dünya paylaştılar.

Bütün bu güzellikler ve elde edilen nailiyetler bizleri mutlu ettiği kadar, en azından başkalarını da endişeye sevk etmişti. Bizim, Kasımpaşa sırtlarından donanmasını yüzdüren, Çanakkale’ye “Geçilmez” damgasını vuran ECDAD’ın o asil ruh ve manası etrafında, birbirimizle bütünleşip sevgi yumağına dönüşmemiz, bizim birlik ve beraberliğimiz karşısında endişeye kapılanları tedbir almaya sevk eder. Onlar ister ki biz, birbirimize düşelim, çekişip bölünelim, itibarımız gitsin, kuvvetimiz kaybolsun da bize rahat hükmedebilsinler, bizi diledikleri gibi kendi çıkarları doğrultusunda yöneltip sevk ve idare etsinler...

İşte bizi çökertmek isteyenlere bu fırsatı vermemek için, önce şahsen kendimizi zaman-zaman gözden geçirip “bizi biz kılan” kökü mazide olan o sevgi demetimize zarar vermesi muhtemel söz ve davranışlarımızı kontrol altına alıp, incittiğimiz dostlarımızı kucaklayarak aramızdaki sevgi bağını muhkemleştirmemiz kaçınılmazdır.

Bu kucaklaşmayı ve sevgi yenilemesini organize birlikteliklerin seyri sürecinde bazan da toplu buluşmalar halinde yapmamız daha faydalı olmaktadır. Nitekim Yeni Türkiye’nin oluşum ve seyir sürecinde, görev ve sorumluluk üstlenmiş eski Bakan, Milletvekili ve Teşkilat mensubu arkadaşlar, Türkiye’nin dört bir yanından 21 Mart Pazartesi günü “Milletin Evi” nde bir araya gelerek, tabir caizse kucaklaşıp hasret giderdiler.

Zira biz bugüne değin Anadolu’yu dervişlerimizle, ahilerimizle, abdallarımızla, şehid ve gazilerimizle hep birlikte vatan yaptık. Nasılki, millî mücadeleyi “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafa vardır” parolasıyla hep birlikte kazandıysak, bugün de Türkiye’yi vesayetin baskısından, darbecilerin tasalludunden, geri kalmışlığın pençesinden kökü maziye dayanan, o sevgi ve birlikteliğimiz sayesinde, yine hep birlikte kurtardık.

Burada aslolan, aktif çalışma hayatımızı bitirip mütevazi köşemize çekildiğimizde, gurur içerisinde “ben her hal û karda üzerime düşeni yaptım” diyebilmemizdir. Bunun için elimizden geleni yapmış olmakla birlikte, kökü Muhammedî muhabbete dayalı olan, o asil sevgi demetinin canlılığına ve etkinliğine zarar vermemek, o sevginin hedeflemiş olduğu birlikteliğin devamlılığına bir bölen olarak çelme takmamaktır.

Ben şahsen Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş yıldönümünde 2023 hedeflerimize ulaşmak, bugüne değin büyük emek, zahmet ve fedakarlıklarla elde edilmiş olan kazanımları korumak ve nihayet Büyük Türkiye'nin inşasını tamamlama yolunda bütün dostları birlik ve beraberlik şuuru içerisinde gayrete, birbirimizi sevmeye, kendimiz için istemediklerimizi başkaları için de istememeye davet ediyorum.

Bir vakitler, Türkiye’nin sorumluluğunu omuzlayan önceki dönemlere ait Bakan, Milletvekili ve Teşkilat mensubu arkadaşların 21 Mart Pazartesi günü gerçekleşen Sevgi Yumağını Güncelleme toplantısında sergilemiş oldukları o muhabbet ve samimiyet, geleceğe yönelik bana büyük ümit bahşetti. Rabbim bu muhabbet ve samimiyete bereket lütfedecek ve geleceği KENDİ sevgisi etrafında birlik ve beraberliklerini devam ettirenlere nasib edecektir.

Dostlara şimdilik son sözüm şudur; kendi içimizde birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dayanışmamızı güçlü tuttuğumuz müddetçe Allah bizimle beraberdir, inşaAllah O’nun izniyle aşamayacağımız hiçbir zorluk ve elde edemeyeceğimiz hiçbir başarı yoktur.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Ahmet Oraloğlu
    Ahmet Oraloğlu
    24.03.2022 21:57

    Çok kıymetli büyüğüm, değerli hocam. Sevgi konusu çok ama çok önemli bir husus. Çok değerli anlatımınız için sağolun, varolun. Sevgi şahsım olarak insanlara faydalı her alanda olması ve bulunması gerektiğini arz ederim.

E-Gazete

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız