Prof. Dr. Celal ERBAY
Prof. Dr. Celal ERBAY

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı

İstanbul'da Beliren Barış Umudu!

  • 31.03.2022 10:11

SEVGİLİ dostlar; biz tarih boyunca huzur ve güvenin, dünyanın neresinde olursa olsun, tesis ve devamlılığına fiilen ön-ayak olmuş, bu hususta “elini taşın altına sokmuş”, sorumluluk ve fonksiyon üstlenmekten asla çekinmeyen bir medeniyetin, kültür ve karakterin sahibiyiz.

Gerçi biz de bir zamanlar yediğimiz çelmeler, karşılaştığımız namert organizasyonlar karşısında tökezledik “Yurtta sulh cihanda sulh” kavramını eksik yorumlayıp kabuğumuza çekildik. Ama yine de kendi içimizde, ruh ve mana motiflerimizi, bütün renk ve çizgilerindeki tarihî izlere özen göstererek, baştan başa yeniden dantel dantel işledik ve ördük.

O kadar ki kökü mazide olan ve özüne dönmüş olan o millî ruh ve seciye doğrultusunda tecelli eden millet iradesi sonucu, yerli ve millî enerji hamlesini başlatan ve bu yolda dost olana huzur, olmayana ise endişe verecek şekilde müşahhas sonuçlara ulaşan, yine yerli ve millî savunma hamlesini başlatıp ihtiyaç anında gerek duyulan mühimmat tedarikinde  %85’lere varan “yerlilik” seviyesini aşan, ekonomik ve finansal güvenliği ile birlikte gıda ve siber güvenlik tedbirlerini geliştirip kemale erdiren, böylece içinde bulunduğu zorlu coğrafyada “oyun kurucu” bir ülke olarak Türkiye’nin sahadaki varlığına bütün dünya şahit oluyordu.

Böylece ruh ve mana varlığının kutup başlarına dönmekle Türkiye, bütün alanlarda temayüz etmiş; kendi uydusunu, kendi İHA ve SİHA’sını, kendi TİHA ve uçağını, kendi aşısını, kendi enerjisini, kendi yazılımını, kendi metalini, kendi konteynır ve gemisini kendisi üreten bir ülke olması itibariyle hiç şüphesiz dünya ekonomisinin ilk onları arasında yerini almaya namzet olmuştu.

Nitekim gelmiş olduğumuz bu noktada, başta ABD olmak üzere bütün NATO ülkeleri, 3. Dünya Savaşı’nın eşiğine geldiğimiz şu günlerde, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Dünya Barışı’nı daha fazla tehlikeye sokmaması yolunda Türkiye’nin, uyuşmazlığın başlangıcından beri, meselenin çözümünde “Diplomasi’yi öncelemesi” ve savaşan tarafların her ikisine de aynı mesafede durarak tarafsızlığını bugüne kadar hiç bozmamış olmasından yararlanmak istediler.

Uyuşmazlığın başlangıcından bu yana Türkiye’nin diplomasiyi öncelemesi ve bu doğrultuda elini taşın altına sokarak arabulucu olmaya yönelik iradesini ortaya koyması karşısında her ne kadar Macron Nato adına hareket  ettiğini ima ile, temelinde kıskançlık yatan bir organizasyon doğrultusunda Türkiye’nin böyle bir fonksiyon sergilemesine engel olmak üzere Moskova’nın yolunu tutmuş idiyse de, 4 metre uzunluğundaki oval masanın uç tarafından söylenileni duyamadığı ve üstelik karşı tarafça terk edilen masada tek başına kalmış olmadan dolayı morali bozulmuş bir vaziyette ve hedefine ulaşamadan Paris’e dönmüştü.

Fakat durum ciddi idi… Savaşın ürettiği petrol fiyatlarındaki dalgalanmaya ve tedarik zincirlerinde meydana gelen zorluklara dayalı olarak, günlük hayatta yaşanan sıkıntılar, yıkılan şehirler, evsiz yurtsuz kalan insanlar, yetim kalan yavrular Diplomasi’yi önceleyen ve bu doğrultuda tarafsızlığını hiç bozmayan Türkiye’yi öne çıkarmış ve adeta onu, zımnen öncelemiş olduğu yöntemini uygulamaya koymaya davet etmişti.

Nitekim bu giyabî daveti vicahi’ye dönüştürmek için sayın Cumhurbaşkanımızla görüşlerini paylaşmak üzere, adeta peşi peşine Ankara'ya Devlet ve Hükümet Başkanlarının biri gelmiş, diğeri gitmişti. Bu doğrultuda tavrını en açık ortaya koyan da Almanya Şansölyesi ile Hollanda Başbakanı olmuştu.

Bu arada Antalya Demokrasi Platformunda Dışişleri Bakanımız sayın Çavuşoğlu'nun öncülüğünde gerçekleşen Lavrov-Kuleba zirvesi bir diplomasi zaferi olarak tarihe geçmişti. Türk diplomasisinin gerçekleştirmiş olduğu bu zirve, Dünya Barışı’nı temin yolunda Türkiye’nin ileride daha neleri gerçekleştirme kudretinde olduğunun teminatıydı.

Herkesin “tavşana kaç, tazıya tut” dediği bir ortamda Türkiye’nin Dünya Barışı’na katkı yolunda ortaya koymuş olduğu bu samimi tavır, dünya kamuoyunun gözünden kaçmamış ve en son NATO Zirvesinde, başta Macron olmak üzere üye ülkelerin Başkan ve temsilcileri sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkürle, bu doğrultudaki gayretlerinin devamlılığına yönelik taleplerini ifade etmişlerdi.

İşte böylece Türkiye, savaşın dağıttığı yuvaların, yetim koyduğu yavruların ızdırabını yüreğinde hissetmiş ve yürütmüş olduğu diplomasi yolundaki faaliyetlerinin dünya kamuoyunda takdirle karşılanmış olmasından duymuş olduğu memnuniyetten de güç alarak, arabuluculuk yolunda  bir kere daha azimle yola çıkmış ve sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat savaşan tarafların liderleriyle görüşmesi sonucu taraf heyetlerini İstanbul’da yeniden yüz-yüze görüşmeye razı olmuşlardı.

Bu doğrultuda taraf heyetleri geçtiğimiz Salı günü, İstanbul Dolmabahçe’de yerleşik, Cumhurbaşkanlığı çalışma ofisinde bir araya geldiler ve görüşmeler her iki tarafın da alkışlandığı sayın Cumhurbaşkanımızın açılış konuşması ile başlamış oldu. İnşaAllah görüşmelerde akl-ı selim, vicdan, basiret ve hakkaniyet hakim olur da bizimle beraber bütün dünya rahat bir nefes almış oldu.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız