Prof. Dr. Celal ERBAY
Prof. Dr. Celal ERBAY

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı

Açıklamış olmak için açıklanan vizyon!

  • 8.12.2022 10:06
  • (1)

SEVGİLİ dostlar; geçtiğimiz haftanın en önemli olaylarından biri, günlerdir CHP kadrolarının “sihirli değnek” mahiyetinde dillendirip kamuoyunda “merak” uyandırmaya çalıştıkları “CHP’nin İkinci Yüzyıl Vizyonu” nun 3 Aralık Cumartesi günü sayın Genel Başkanları tarafından açıklanmış olmasıydı. Uyandırılan merak doğrultusunda, “Bekleyin” dedikleri gün geldi ve 3 Aralık Cumartesi günü “İkinci Yüzyıla Çağrı” adı altında sayın Kılıçdaroğlu İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında CHP’nin vizyonlarını açıkladı.

ÖNCE “İSİM” DİKKATİMİZİ ÇEKMİŞTİ!

Bildiğiniz gibi daha önce 28 Ekim Cumartesi günü sayın Cumhurbaşkanımız, AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla “Türkiye Yüzyılı” vizyonunu açıklamış ve dünyanın yeni ve hayatî meydan okumalarla karşı karşıya olduğu şu dönemde “Türkiye Yüzyılı” programımızla Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına güçlü bir başlangıç yapmak istiyoruz” demişti.

CHP ise 3 Aralık günü İstanbul Spor Sergi Sarayında “İkinci Yüzyıla Çağrı” adı altında vizyon açıklamasını yaparken, AK Partinin 20 yıllık iktidarı döneminde, “Bugüne kadar yaptıklarımız bundan sonra yapacaklarımızın habercisidir öz güveni içerisinde 28 Ekim Cumartesi günü Ankara Spor Salonunda “Türkiye Yüzyılı” adı altında yapmış olduğu vizyon açıklamasının etkisinde kaldığının izlerini tesbit etmek hiç de zor değildi.

Doğrudur; hayat, birbirine karşı farklılıklarını öne süren kesimlerin, bir biri aralarındaki rekabet ve yarışı öne çıkaran bir süreçten ibarettir. İşte bu doğrultuda AK Parti elini çabuk tutarak yaklaşık 7 ay sonra gerçekleşecek olan bir genel seçim öncesi, ileriye dönük, içerisinde bulunduğumuz yüzyılı kapsayacak şekilde bir vizyon açıklamasında bulundu. Bunu “Arena” diye adlandırılan, büyük kalabalıkları içerisine alabilecek kapasitedeki bir kapalı spor salonunda yaptı. Bu vizyon açıklamasını da “Türkiye Yüzyılı” adı altında kamuoyuna açıkladı.

Bu fillî olgunun kamuoyundaki etkinliğini görmüş olacak ki; CHP’de aradan fazla vakit geçmeden, 3 Aralık Cumartesi günü İstanbul’da, yine bir kapalı spor salonunda ,bir-iki kelime değişikliği ile AK Partinin 28 Ekim’de vizyonunu açıklarken, isim olarak kullanmış olduğu “Türkiye Yüzyılı”ndan esinlenerek “İkinci Yüzyıla Çağrı” adı altında vizyonunu açıklamıştı.

Her iki adlandırmanın sosyolojik tahlilini yapacak olursak “Türkiye Yüzyılı” adlandırması, özellikle çağ içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devletini öne çıkardığı gibi, bütün çağı kapsayacak şekilde Türkiye’yi yıldızlaştırmayı, çoğu bu adı verenlerin kendilerine olan güvenin ve onların hedeflerinin yalnız Türkiye’ye çağ atlatmak olduğunu ifade ediyor.

İkinci Yüzyıla Çağrı” adlandırması ise, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” dedirtircesine, “İkinci Yüzyıla Çağrı” adlandırmasını kullananlar, “Türkiye Yüzyılı” belirlemesinin hedefine doğru yürüdüğünü görmelerine rağmen, kendilerinin hiçbir varlık gösterememeleri karşısında, adeta başarıya uzaktan el sallarcasına, kullanmış oldukları benzer ismin doğuracağı çağrışımdan yararlanarak “burada biz de varız” dercesine, “Türkiye Yüzyılı”nın ilerleyişi karşısında, Batılı dostlarının belirlemiş olduğu hedefler doğrultusunda, Türk Milletini özdeğerlerinden uzaklaştırma yolunda bir şeyler yapmış olmak ve böylece dışarıdaki iş birlikçilerine karşı sorumluluklarını biraz olsun hafifletmek için “İkinci Yüzyıla Çağrı” adı altında bir vizyon belgesi ortaya koydular. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu milletin kendi öz değerleriyle bütünleşip kaynaşmasına engel olamayacaklardır.

SAYIN GENEL BAŞKAN’IN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALARI NELERDİ?

Sayın Genel Başkan, en çok dillendirilen soğan-patates fiyatları dışında, sosyal problem haline gelmiş hiçbir problemi ortaya koymadan direk “ilk 6 ayda milletimizin ferahlaması için çözümlerimiz hazır” demiş. Demek ki ortada sosyal probleme dönüşmüş hiçbir sıkıntı söz konusu değil. Yoksa hiçbir sosyal problemin 6 ay içerisinde çözülüp halkın feraha kavuşturulması mümkün değildir. Kısacası bunlar, söylediklerinin ciddiyetine kendileri bile inanmıyor. Yoksa bu şekilde konuşmazlardı. Boşuna dememişler “Şecaat arzederken merd-i kıptî sirkatin söyler” diye.

Bir de sayın Kılıçdaroğlu “elli ili kapsayan 8 bölgede özel ekonomi bölgeleri oluşturacağız” dedi. Bu da, sakın 10 yıl önce, zamanın Ekonomi Bakanı sayın Zafer Çağlayan’ın hazırlatmış olduğu “Planlı Yatırım Alanları Oluşturmada Özel Ekonomi Bölgeleri Modeli” adlı projeden alıntı olmasın?

BEN BU PARAYI KESİNLİKLE GETİRECEĞİM!

Evet sayın Genel Başkan bir kere daha “ben bu parayı kesinlikle getireceğim” dedi. Nereden ve kimden alıp getirecek? Yoksa bunlar bu aziz milleti çökertmek için, uluslararası organize bir işe mi giriştiler? Bilmiyorum… Bildiğimiz, “Temiz para bulmak” için sayın Kılıçdaroğlu’nun geçenlerde İngitere’ye doğru sefere çıkmış olduğu gerçeğidir.

Bir de bildiğim bir başka gerçek var!... Sayın Kılıçdaroğlu, temiz para bulma yolunda Londra’da dolaşırken, bir zamanlar dünyada paranın mutlak sahibi sıfatıyla, bütün güç ve entrikalarını ortaya koyarak Osmanlı Devletini batıran ve bizi yok eden ROCKEFELLER ailesi ile ROTHSCHİLD ailesinin bügünkü varis ve temsilcilerinin yörüngesinde ve onların temsilcisi durumundaki kredi kuruluşlarına, para babalarına uğradığı ve onlara oralara asıl geliş sebebini arzettiği gerçeğidir.

Ama biz, biliyoruz ki oralardaki para kaynaklarının hiç biri temiz değildir. Tam aksine onların parası “kanlı para”dır. Hem de Çanakkale, Kuttu’l- Emare başta olmak üzere bir hilal uğruna genç yaşta güneş misali batan nice şüheda’nın kanıyla kanlanan katil, kirli paralardır, onların parası. Ey Başkan, sen bunu belki bilmezsin ama, bu millet gayet iyi bilir.

Sayın Başkan; sakın Batı emperyalizmi sizin bu tarih bilmez, saf tavrınızla “temiz para” arayışınızı fırsat bilip yine o kanlı paralarıyla bizi çökertmeye kalkmasın!

DİKKAT ÇEKEN DANIŞMANLAR

Sayın Kılıçdaroğlu, sözüm ona milleti düzlüğe çıkartmaya yönelik, gereken parayı İngiltere’den getireceğine göre, bir bakıma onlara güvence vermek için kendisine, onların da hoşlanacağı danışmanlar tayin etmesi gayet normal ve yerindedir. İşte bu doğrultuda sayın Kılıçdaroğlu, Yahudi kökenli ABD vatandaşı Jeremy Rıfkin’i Başdanışman olarak atadığını kamuoyuna duyurdu. J.Rıfkin, Almanya Başbakanı Merkel’e danışmanlık yapmış, daha sonra İspanya, Portekiz ve Slovenya hükümetleriyle aynı doğrultuda çalışmış.

Yalnız şu da bir gerçek; Rıfkin’in başdanışmanlığı sırasında Portekiz ve İspanya’da ülke ekonomileri krize sürüklenmiştir. Aynı şekilde sayın Kılıçdaroğlu, ABD M. Teknoloji Enstitüsü’nde ders veren, Ermeni asıllı Türk vatandaşı Prof. Dr. Daron Acemoğlunu’da danışman atadı. Daron, ilk öğrenimini Kadıköy Aramyan, Uncuyan Ermeni İlkokulunda, Liseyi Galatasaray’da, Üniversiteyi de Londra’da tamamladı.

2018’de Ermenistan Başbakanı Paşinyan göreve geldikten sonra, sayın Daron bir süre Paşinyan’a da danışmanlık yaptı. Paşinyan, Daron’dan yardım almasına rağmen Ermenistan ekonomisi daha kötüye gitti.

Biz yine Kılıçdaroğlu için “Danışmanların hayırlı olsun” diye temennide bulunuyoruz. Çünkü biz, yalnız kendi iyiliğimizi değil, karşı tarafın da iyiliğini isteriz.

Rabbim milletimizi, vatanımızı ve devletimizi korusun.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 30.01.2023

E-Gazete Arşivi

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız