Prof. Dr. Celal ERBAY
Prof. Dr. Celal ERBAY Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı

YENİ TÜRKİYE’NİN DÜNYADAKİ YANSIMALARI!

  • 3.08.2023 10:21

Sevgili dostlar; Türkiye’nin, tarihî misyonu doğrultusunda, dikleşmeden dik duruşu ile bilhassa mazlum ve madurların hamisi mahiyetinde “Dünya beşten büyüktür” gerçeğini istikrarlı bir şekilde dillendirmesinin dünya kamuoyunda gün be gün pratiğe yansıdığına şahit oluyoruz.

Geçen hafta, ele aldığımız konuyla doğrudan alakası olmamasına rağmen, haberin tazeliğini dikkate alarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun almış olduğu son kararına kısaca değinmiştim. Hatırlanacağı üzere BM Genel Kurulu, 25 Temmuz 2023 tarihli oturumunda, Kutsal Kitaplara yönelik her türlü şiddet eylemini uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirmişti.

Kararın alınmasında, son dönemlerde İsveç, Danimarka, Hollanda gibi AB ülkelerinde, üstelik polis koruması altında Kur’an-ı Kerim’i yakma eylemleri karşısında Türkiye’nin bütün dünyayı harekete geçirecek şekilde, bu alçak ve ŞENî davranış karşısında ortaya koymuş olduğu tepki, etkin olmuştu. O kadarki, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, Kutsal Kitaplar’a yönelik şiddet, uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlanmış ve bu tür eylemleri şiddetle kınayan BM Karar Tasarısı 25 Temmuz itibariyle Genel Kurul’da kabul edilmişti.

BM’nin bu kararını, Türkiye Diplomasisi memnuniyetle karşılamış ve Dışişleri Bakanlığı “ Milyonlarca Müslümanı rencide eden bütün nefret suçlarına karşı uluslararası toplumun kararlılıkla ortak hareket etmesi ELZEMDİR” değerlendirmesini yapmıştı.

Kararda, Kutsal Kitaplar ile dinî mekanlara yönelik her türlü şiddet uluslararası hukukun ihlali sayılırken, ayrıca dinleri veya inançları sebebiyle kişilere yönelik her türlü şiddetin yanı sıra; yine şahısların dinî sembollerine, kutsal kitaplarına, mülklerine, okullarına, kültür merkezlerine ve ibadethanelerine yönelik şiddet eylemleri de uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirilerek şiddetle kınanmıştı.

O kadarki, İsveç Başbakanı bile 26.07.2023 saat 20.26 itibariyle sosyal medyaya yansıyan açıklamasıyla, neredeyse “saf değiştirdi” dedirtecek kadar, adeta günah çıkartırcasına İsveç’in uluslararası konumunu kötüleştirmek için ülkesinde Kur’an-ı Kerim yakıldığını savunarak “Bizi bölmek amacıyla Kur’an karşıtı eylemler gerçekleştiriliyor” değerlendirmesinde bulundu. Hatta, daha ileri giderek Türkiye’nin söylemleri doğrultusunda, bu tür olayların güvenlik politikalarını zorlaştırdığını, ülkelerine zarar verdiğini, vatandaşlarının ve yurt dışındaki şirketlerinin durumunu daha da kötüleştirdiğini, bütün bunların ötesinde ülkenin iç güvenliğini zayıflattığını sonuç olarak; ülkenin terör riskini artırdığını adeta itiraf ediyordu.

Halbuki biz vaktiyle demiştik; “koynunuzda beslediğiniz yılan, bir gün sizi de sokacaktır” diye.

İSVEÇ’İN BÜTÜN BU SÖYLEDİKLERİ, MACARİSTAN’I TATMİN ETMEDİ!

01.08.2023 saat 00.41 itibariyle sosyal medyaya yansıyan habere göre muhalefetin çağrısı doğrultusunda İsveç’in NATO’ya katılımını oylamak üzere olağanüstü toplantıya çağrılan Macaristan parlementosu yeterli çoğunluk sağlanamadığından toplanamamış ve İsveç’in NATO’ya katılımının Macaristan meclisinde onaylanmasına ilişkin oylama bir kere daha ertelenmişti.

Gerçi Macaristan, 28 Haziran’da İsveç’in NATO üyeliğine yönelik Parlementodaki onay oturumunun sonbahara ertelendiğini açıklamıştı. Bu arada Macaristan Dışişleri Bakanı’nın 5 Temmuz’da yaptığı açıklama çok önemliydi… Sayın Bakan, Ankara ile sürekli temasta olacaklarına vurgu yaparak bir bakıma Macaristan’ın, İsveç’in NATO’ya katılımına onay vermesi sürecinde Türkiye’yi takip edeceklerini zımnen ifade ederek; Türkiye’nin, İsveç’in ittifaka üyeliğine dair haklı tutumunu değiştirmesi durumunda Macaristan’ın hiçbir ülkenin NATO üyeliğine engel olmayacağının altını çizmişti.

Bir bakıma toplanamayan Macaristan Meclisi bu tavrıyla fiilen “Biz kararımızı Vilnius’ta gerçekleşen üçlü görüşmeler sonrası yapılan açıklamaların pratiğe yansıması doğrultusunda Türkiye’nin gönül huzuruyla İsveç’in katılım protokolünü TBMM’ne sevk ettiğini gördükten sonra vereceğiz” demiş oluyordu.

AFRİKA, ZALİMLERE BİR-BİR YOL VERİYOR!

Sevgili dostlar; başta Fransa olmak üzere Batı, bugüne dek yıllarca Afrika’yı sömürdü. Biz ise Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır seferiyle birlikte, Kuzey Afrika başta olmak üzere bütün Afrika’yı vatan parçası bellemiş, gittiğimiz her yere kardeşliği, adalet ve mevcut imkanlarımızı götürmüş, oralardaki kardeşlerimizle lokmalarımızı bölüşmüş idik.

Ecdat, Afrika’nın yalnız kuzeyi ile değil, güneyi ile de meşgul olmuş, hatta 19. Asrın ortalarında zamanın Hariciye Bakanı, büyük hukukçu merhum Ahmet Cevdet Paşa, devrin ilim adamlarından Ebu Bekir Efendi’yi Kuzey Afrika’ya göndermişti. Kısacası, Yeni Türkiye ile birlikte tarih yeniden tekerrür etmeye başladı.

Batı, klasik metodlarıyla sömürüsünü güncellemenin peşinde iken “Dünya 5’ten büyüktür” diye haykıran Türkiye, Afrika ülkelerindeki Büyükelçilik sayısını 2022 yılı itibariyle 12’den 44’e çıkardı. Karakter örneği o siyah incilerin, karşılıklı saygı, sevgi ve mutlaka “Kazan-Kazan” denklemi içinde, onları kimseye “yem” etmeden bütün toprak altı, toprak üstü zenginliklerinin mutlak malik ve hakimi olarak özgür iradeleriyle, kendi geleceklerini bizzat kendilerinin tayin etmesine, “kardeşlik hukuku” içerisinde yardımcı olmak, teknolojide, bilhassa savunma sanayiinde elde etmiş olduğumuz sonuçları onlarla paylaşmak, dahilî-haricî güvenliklerinin temini hususunda her daim yanlarında olduğumuzu onlara ihsas etmek, onların özgüvenlerini pekiştiriyor ve adeta onları hür iradeleriyle kendi geleceklerini bizzat belirlemeye teşvik ediyor.

İşte Yeni Türkiye’nin “Dünya 5’den büyüktür” haykırışını özümseyip, o realiteyi gönlüne yerleştiren Afrika ülkeleri, “büyüklüğü kendinden menkul” sömürgecilere teker teker yol vermeye başladılar. Nitekim hep sömürgecileri gözeten, yalnız onlara kazandıran, yurdun ve toprağın gerçek sahibini köleleştiren o kirli, sömürücü düzen Afrika’da bir ülkede daha yıkıldı.

Artık öz benliğine kavuşan, özgürlüğün hazzını tadıp zalimlerin zulmü altında geçen günlerine hayıflanan Nijer özgür iradesiyle Fransa’ya Uranyum ve altın ihracatını askıya aldığını, bundan böyle yer altı kaynaklarının Paris’e ihraç edilmeyeceğini 01.08.2023 itibariyle bütün dünyaya duyurdu.

Bundan sonrasını Fransa düşünsün. Bakalım AB Uranyum ithalatının %20’sini, Fransa ise elektriğinin %17’sini nereden karşılayacak!

Darısı diğer mazlumların başına!

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız