Üzeyir YİĞİT
Üzeyir YİĞİT

Gazete: Düzce Postası

Geç kalmış bir sel yazısı

  • 15.11.2022 11:09

Güneş keskin balçık kokusunu yırtarak çıkarken ufuktan, günlerdir aç ve sırtlarına kadar suyun içinde mahsur kalmış büyük baş hayvanlar için yola düştük…

Üçyol Köy Muhtarı köy meydanına daha evvelden ulaşmış olan itfaiye ekiplerimizle birlikte bizi bekliyordu. Sonra bize katılan AFAD ekibi, 3 adet su botu, araçlarımızla gidebildiğimiz kadar ilerledik. Belediye Başkanımızın bizzat koordinesiyle, çöl renginde su deryasına kendimizi bıraktık.

Yaklaşık 6 km’lik güzergahın motorlu taşıt yolu olduğunu bilen kılavuzların eşliğinde alabildiğine suyun örttüğü arazide ilerlerken; ahırlar, evler, terk edilmiş araçlar karşıladı evvelinde bizi. Motorumuzun sesini duyan sığırların sanki yakarırcasına takati kesilmiş ve sinemizi delen ilk sesleri aynı zamanda umut ve sevinç ekti içimize, gayretlendirdi bizi.

Can kutsaldır…

Sığırlara en yakın bahçeye selde evini terk etmemiş bir köylünün tarifi ve balık adamların el becerileriyle sorunsuz girdikten sonra, Faruk Özlü planlamayı yapıp daha emin gördüğümüz bir noktaya hayvanları hemen taşımamız gerektiğini ve kendisinin burada kalacağını beyan etti. Oysa bir yer tespiti yapılıp kurtarma planı için biz dönecektik. Hayvanların durumunu görünce, acil kurtarma eylemine döndü işimiz.

Sabah 06.10

Gece boyu ve sabah 04.30 da Umut Suyu çalışma alanından geldiğimiz yere yanımıza sadece arabadan ayrılırken attığımız 9 adet suyla başladık. Su biri birinde ayrı yerlere konuşlanmış ve ahır bölgesine geçen botta kaldı ve ben ilerleyen saatlerde su deryasının içinde susuzluk çekmeye başlayınca ne kadar tedbirsiz geldiğimizi anladım. Sayın Faruk Özlü’nün kısmen şeker sorunu var. Allah bize iyilik verdi o gün.

Hayvanların çoğunun hayatta olması, su üzerinde gördüğümüz daha önceden hayatını kaybetmiş olanların üzüntüsünün yerini, umuda tutunan diğer güzellikleri kurtarma sevinç ve heyecanına dönüştürdü. 3 balık adamla birlikte muhtarımız, bir mal sahibi ve başkanın rızasıyla ben suya girerek güneşin daha ortamı ısıtmadığı anda, sıcak bir heyecanla işe koyulduk.

Dibi görünmeyen bilmediğimiz bir arazide el yordamıyla belirlediğimiz güzergahta ilk hayvanı sağ salim belirlenen yere ulaştırmanın cesaretiyle daha hızlandırdığımız çalışmada, bütün duyguları aynı anda yaşadık. Komik, duygusal, tehlikeli… Zamanın nasıl ilerlediğini anlamadık başka köylülerde gördüğümüz de saatin 12.20 olduğunu ve neredeyse yedi saattir su içinde koşturduğumuzu fark ettik.

Su, çöl kumları renginde, mısır tarlaları, dikenli teller, su yolakları, ısırgan otları, irili ufaklı taşlar, dikenler… hepsini daha sonra fark ettik neredeyse, fotoğrafçımızın resme döktüğü anları gördükçe bizde şaşırdık çoğuna. Büyük iş makinalarıyla güvenli yere ilettiğimiz hayvanlara yem istedik. Günlerce su altında hem üşümüş, hem korkmuş, hem de aç kalmışlardı. Gerçekten zayıfladıklarını ve takatsizliklerini biz hissediyorduk daha önce hiç görmediğimiz halde…

Faruk Bey bütün ekibi topladı. “Artık hayvanlar güvende, ben ayrılıyorum Muhtarım. Senin koordinende sana ekibi bırakıyorum, hiç bir hayvan ölmeden hepsini doyurun ve akşam ahırlarına gitsinler. Benden ne istiyor ve ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Beni bilgilendirmeniz yeterli” dedi o anda kendimin üşüdüğünü, Faruk beyin güneşte yandığını ve acıktığını, ekibin suya karşı çalışmasının hepsini yorgun bıraktığını fark ettim.

Telefonla karada kalan arkadaşları arayıp geride bıraktığımız arkadaşlara yemek getirmelerini söyledik. Faruk Bey yanında bir iki kişiyle botu bizi bırakması için araçlara doğru gidelim talimatını verdi. Sabah sorunsuz girdiğimiz bahçeden çıkarken bindiğimiz botun sol yanından hasar almasına rağmen sağlam botlar burada kalsın biz bunla karaya yetişiriz diyerek patlak botla 6 km yolu geri dönme heyecanını da yaşadık. Arazi aracını suda gelebildiği yere kadar istemeseydik kesin az bir mesafe kala ilerleyemeyecektik. O mesafede botumuz kullanılmaz haldeydi.

Her bir hayvanın gözlerine bakarak yürüdüğüm adımların içimde oluşturduğu manevi huzurdan bütün sel felaketine maruz kalan kişilerin de nasiplenmesini, iç huzura erişmelerini, canlarımızı elinde bulunduran Allah’tan diliyorum.

Faruk Özlü bana göre vicdan sahibi bir insan. Bu kadar riski reklamsız ve riyasız yapması. Sorumluluk alanı dışında yaşan bu olaya cesurca müdahale etmesi. Ve iş bitince “Güzel oldu Üzeyir Bey şimdi sıra şehre su vermede” demesi güzel bir an olarak bende kaldı.

Rabbim doğal felaketlerden ve görünmez kazalardan herkesi korusun duasıyla.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız